Yeğencilik


Sitenin editörü Mahir Temur son dört yazısının üçünde nepotizmi yazıyor. Eee ben de topa gireyim, ama işin haber ve kişiler kısmıyla o ilgilensin. Ben de size bilimle ilgilenen kişi olarak kısaca nepotizmi anlatayım.  

 

Cemil Meriç'e ait bir özdeyiş : -izmler idrakimize giydirilmiş deli gömlekleridir. Yani bir akıma kapılırsan o akımın hataları senin üzerine siner. 

-izmler zararlıdır, çünkü belirli mecraların kendi istedikleri gibi yaşama ortamını kurarlar. Bence Kemalizm dışındaki bütün- izmler zararlıdır. Çünkü Atatürkçülük bizim ortak paydamızdır ve anayasanın 2. maddesinde vardır. Bu yaştan sonra anayasaya karşı çıkacak halimiz yok herhalde. 

Nepotizm Latince yeğen anlamındaki “nepos”, “nepote” kelimesinden geliyor. İngilizcede de “nephew” yeğen. Öyleyse biz Türkçe söyleyelim; yeğencilik. Hem de - izm eki de yok, daha masum bence.

Şöyle özetleyelim: 
-Dayııı, bana bir iş yok mu sizin dairede?
-Yeğenim istemiş de olmaz mı?

Yeğen iş bulamazsa, sebebi de o dayısıdır işte. Ah dayı ah. Öyleyse yeğencilik = dayıcılık.

Yeğencilik dedik ama bunun “bacanağın kuzenciliği”, amcaoğlunun baldızının enişteciliği” gibi alt tipleri de vardır. 

Bir de bu terimin akrabası olan terimler var. “Kronizim” eş-dost kayırma;” partizanlık” ise iktidara yakın siyasi çevreleri kayırma anlamına geliyor ki bunlar da nezih ülkemizin tüm kurumlarının tedavisi zor bir hastalığı olarak görülüyor. 

Partizanlığın Türkçesi de “Ankara’da tanıdıklarım var”. Sondan ikinci başbakanımız buna izin vermeyeceğini söylediği için koltuğundan atıldığını iddia ediyor. 

Yeğenciliğe bizim gibi toplumlarda fazla ses çıkarılmaz, çünkü aile kutsaldır. Yeğencilik yapmayan kadir bilmezlikle suçlanır. 

Hatta toplumlar bunu o kadar benimser ki “Kenedy ailesi”,“Bush ailesi”, “Papaendrular” , “Gandhi-Nehru ailesi”, “Baba-oğul Esad’lar” örneğindeki gibi prenslerini kral; şehzadelerini padişah konumuna kendi oylarıyla getirirler.

Bizim Malatya örneği ise Özal ailesidir. Rahmetli Turgut Özal hayattayken eşi Semra Özal’ı ANAP İstanbul il başkanı yaptı. Gazeteler bunun Özal’a zarar verdiğini yazdılar. Biz ise ne yaptık? Ahmet Özal’ı şehzade kabul edip demokratik seçimle milletvekili yaptık. A. Özal’ın meclis performansı ise Malatya ve Türkiye için hüsran ve hatta alay konusu oldu. 

En üst makamlardan en alttakilere kadar yeğenciliğe binlerce örnek verebiliriz. En ünlüsü çocukluğumuzun kısa yoldan zenginleşme sembolü Yahya Demirel’dir. Dahası S. Demirel’in diğer adı Yahya olan yeğeni de işleri büyütüp Egebank’ı almış, bankayı hortumlamıştır.

Sporda da var yeğencilik. Evet, futbolcunun yeteneği olmayan akrabası futbolcu olamaz; ama hakemin bırakın oğlunu torunu bile başhakem olur. Bakınız: Tokat ailesi; Sarvan ailesi; Çakır ailesi gibi. Olmadı gözlemci olur, alır harcırahını; nasıl olsa liyakat gerekmiyor fazla. Sonra tüm suç VAR’da. Video ne yapsın?  

Neticesinde işi hakkında en ufak bilgisi olmayan cahil birisi hayal edemeyeceği pozisyonlara gelir.   Dar görüşlü bir sürü memur ve yöneticimiz olur.

 Evet, geri kalmışlık sebepleri bilimde geri kalmak, eğitimde ve adalette sorunlar yaşamak, sanayileşememek, modern tarım yapamamaktır. Ancak yeğencilik çözüm bulunmasını engeller. Hak etmeyen insanlar yüksek mevkilere gelince kurumlar basitleşmekte ve toplumda olan sorunları çözememektedir. Yeğenci tavırlar ancak günü kurtarır; uzun vadeli sorunları ise çözmez, artırır.
Yeğencilik bazen egoyu da aşar. Örneğin Azerbaycan’ı Aliyev oğlu için2003’de seçimden oğlu lehine çekildi.  Tabii tüm canlıların dünyadaki amacı yaşamaktan çok genlerini ileri nesillere aktarmaktır ki, yeğencilik dolaylı da olsa gayet insani bir durum. 

Hadi devlette liyakat artık pek önemli değil de özel sektöre ne oluyor. Özel sektörde herkes birbirinin kuyusunu kazdığı için “güvenilir yeğen” aile yakınlarının da (özellikle eşlerin) telkini ile hep bir adım önce oluyor. Sonuçta genleri aktarma içgüdüsü var. Kim takar daha tecrübeli, daha eğitimliyi. 
Yeğencilikte maalesef ayaklar baş da olmaz bazen, başparmak olurlar. Devlet dairesinde, şirkette masasında emekli olana kadar oturup maaşını alır. Hem dayıcı, hem de yeteneksiz yani. Evlerden ırak. 

Sonuç olarak Mahir kardeşim sen gazetecilik anlamında hazineyi buldun. Her gün bir vekilin, belediye başkanının, bir daire müdürünün “yeğenlerini” haber yapabilirsin. İsimler benim işim değil, hem de bu sularda dolaşmak bazen tehlikeli.  Allah sana kolaylık versin. İşin çok. 

mturfandam@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Tuncay Vicnelioğlu | 14 Şubat 2020 12:57

    Aynen katılıyorum çok doğru söylüyorsun maalesef böyle

  • Seçkin | 14 Şubat 2020 12:39

    Yazı genel olarak güzel olmuş. Mahir bey cesurca akla bilime adalete Malatya’ya hizmet ediyor. Destek olmak lazım. Yalnız doktor bey bilim açsından izm kavramını açıklaması ile doğru yaparken Kemalizmi istisna tutarak tüm yazısını inkar etmiş. İzm heryerde aynıdır Cemil Meriç doğru demiş. Biri Kemalizmi istisna tutar diğeri marksizmi bir diğeri faşizmi. Kaos böyle doğar. Herkes istisnası üzerinden kavgaya tutuşur.Atatürk bu ülkenin kurucu Cumhurbaşkanı, Osman bey Fatih ,Yavuz, Kanuni ,Abdülhamit gibi Sultanlar ve diğer CumhurBaşkanları gibi yanlış ve doğruları ile hepsi bizim saygı duymamız gereken insanlar. O kadar. Yanlışsa yanlış doğru ise doğru diyeceğiz .Ne Kemalizmi ne Yavuzizmi ne fatihizmi ne inönizmi ne tayyibizmi savunmayacağız.O zaman akıl bilim ve adalet gelir. İstisna kimseye olmamalı

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Şub

Adınız geliyor aklıma

14Şub

Yeğencilik

03Şub

Bu da unutuluyor

16Ara

Sabreden kazanır

06Ara