Sabreden kazanır


Dün oynanan Beşiktaş-Yeni Malatyaspor maçını Malatya Beşiktaşlılar Derneği’nde seyrettim. Benim yasak bir aşk hikâyem var, Malatyasporluyum ama Beşiktaş’a karşı da boş değilim. Onun için yazımdaki gözlemlerimin objektif olduğuna güvenebilirsiniz.

   

 

Türk futbolunda 2 yıldan beri gümbür gümbür gelen Anadolu futbolunun yükselişinin şaha kalktığı bir hafta oldu. Beşiktaşlısı, Fenerlisi, Galatasaraylısı birbirleriyle sırayla dalga geçtiler. 
    

Şimdiye kadar 3 büyükler idare eder futbolları ve desteklenmeleri ile şampiyon oldular. Artık Anadolu takımları makası kapattı, idare ederek şampiyon olunamaz sanıyorum. İyi programlama yapan ve üst düzey, istikrarlı taktiği olan takımlar şampiyon olacak sanırım.
    

Seneye şampiyonlar liginde şöyle bir grup görürsek şaşırmayalım:
•    Real Madrid
•    Borussia Dortmund
•    Leicester City
•    Sivasspor

Malatyaspor da 5 seneden beri her sene üzerine koyarak gidiyor. Bu yıl Avrupa Ligi tekrar olursa, birkaç yıla bizim statta “We Are Champion”u dinleriz belki. 
    
Öncelikle kabul edelim ki Malatya ölümüne mücadele etti. Hadebe ve Mina çok uyumluydular, birbirlerine yakıştılar. Fasulye-pilav, Tango-Cash, ay-yıldız gibi. Hadebe ceza sahasına gelen topları harika karşılarken Mina, Burak Yılmaz'a nefes aldırmadı, havadan hiçbir topu vermedi.
    
Beşiktaş'ın galibiyet serisine devam etmesi zaten zordu. Son haftalarda oynanan oyun daha çok yüksek tempoya ve rakibe hata yaptırarak fırsat bulmaya yönelik bir oyundu. Malatyaspor az hata yaptı, zaten Beşiktaş’ın kaleyi bulan tek şutu vardı, o da Burak’ın 85. Dakika civarı gelen zayıf kafasıydı. 
    

Yeni Malatyaspor ligin en açık, hücum oynayan takımıyken bugün tüm takım kaleye otobüs çekti. Benim için üzücü olan ise maç sonu röportajında bu şekilde oyuna devam etmeye karar verdiklerini açıklaması oldu. Yapma Hocam, biz senin açık oyununla sevdik; gitsin 3-5 puan, ama göze hoş gelen oyuna devam edelim lütfen. 
    

Sergen Yalçın’ın takımı baskı anında takımı gol yemedi ve müdahale için resmen yan kulübeyi gözlemledi.  Yalçın savunma oyuncusu soktukça Avcı hücum oyuncusu soktu. Umut ve Lens girince S. Yalçın Bifouma’yı aldı, gol yemezse bir şekilde atacaktı.
    

Avcı gaza gelirken sakinliğini koruyan S. Yalçın maç sonunda kontra ataklarla yorgun rakibinin kolayca işini bitirdi. Avcı biraz da taraftarın baskısıyla açgözlü davranarak risk alıp Elneny'nin yerine son haftalarda formsuz olan Güven'i alarak hata yaptı, karşı tarafta ise Bifouma başarılı bir hamle oldu ki Güven ile karşı karşıya kaldığı iki pozisyonda da golü takımına getirdi.
    

Caner yaşlı teyzeler gibiydi, her şeye söyleniyordu. İtirazdan iki sarıyla kırmızı kart alan oyuncu olarak tarihe geçecek sanırım.
    

Güven Yalçın adeta Malatyaspor adına oyuna dâhil oldu. İki golün sorumlusu oydu.
    

Ljajic yeni Oğuzhan gibi. Hırsı yoktu, yaratıcılığı yoktu, al gülüm ver gülüm oyunu oynadı.
    

Malatya'nın tertemiz golünü vermemek için iki dakika boyunca VAR'a bakıldı, pozisyonun her şeyi kontrol edildi. Ama tertemiz goldü. Ferah goldü. Gol gibi goldü işte. Penaltı da kemiksiz penaltıydı. 
    

Beşiktaş için tek teselli şudur ki; puan yabancıya gitmedi. Serge'nin takımına yenildi. 

mturfandam@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Şub

Adınız geliyor aklıma

14Şub

Yeğencilik

03Şub

Bu da unutuluyor

16Ara

Sabreden kazanır

06Ara