Dünyada Bir Eksik Cennette Bir Fazla...


İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.


Bazen kelimeler insanın boğazına düğümlenir. Hemde öyle bir düğümlenir ki bir türlü ağızdan çıkmaz/çıkamaz. Konuşmak istersin, anlatmak istersin, bu acıyı belki kabullenmekte güçlük çekersin fakat bunu bir türlü dile getiremezsin. İşte bu acı haberi aldığım an bu duygular içerisine girmekten kendimi alıkoyamadım. Çünkü öylesine çok severdim Akif Abi, çünkü idolüm diyebileceğim bir şahsiyetti Akif Abi, çünkü girdiği her ortama güler yüzü ve pozitif tavırlarıyla neşe saçardı Akif Abi... 


Net Haber Gazetesi aracılığıyla tanışmıştık Akif Abiyle. Aylık olarak çıkarmış olduğu dergileri amcam Süleyman’ın yapması münasebetiyle tanımıştım kendisini. Tabi o zamanlar yaşım küçüktü ve basının künhüne vakıf olabilecek bir yaşta değildim. Yoksa basınla alâkadar olupta Akif Abiyi tanımamak ne mümkün! Velhasıl gazetenin ufak bir odasında dergi tasarımlarına direktif vermek amacı ile geldiği o mekânda tanıdım kendisini. 


Akif Abi, yaşım itibariyle kendisinden kat kat küçük olmama rağmen bir arkadaştı, bir dosttu bana ve bize... O muhteşem enerjisi ile bir gençle konuştuğunda, yaşının büyük olduğunu hissettirmeyecek kadar genç takılırdı Akif Abi. Benimle ve benim gibi gençlerle sohbet etmeyi, hayatının her noktasında kendisine bir görev olarak görmüş, kendisine farz kılmış gibiydi. Bir genç gördüğü zaman hâl hatır sormadan edemez, gencin yapısına uygun bir sohbet gerçekleştirmeden de gidemezdi. O gencin kafa yapısına, o gencin meşguliyetine göre bir konu seçer, bilgi ve birikimleri dahilinde sohbet ederdi kendisiyle. Ve nitekim öyle yapıyordu bizimle de. Nerede görsek birbirimizi, nerede otursak bir yerlerde, konu açılırdı hemen Malatyaspor’dan... Fikir alışverişi yapardık kendisiyle. Eleştirir, tahlil eder ve bir sonuca varırdık her seferinde. O anlar, o sohbetler her seferinde fevkalâde mutlu ederdi beni. Çünkü Akif Abi’yi tanıyordum ve onunla konuşmak, dost olmak benim için bir lütuf, tarif edilemez bir duyguydu. 


Çok fazla ismiyle hitap etmezdim Akif Abiye... Genellikle kendisine “Başkanım” derdim. Fakat bu başkanım kelimesi kendisinin; Anadolu Spor Medyası ve Yazarları Derneği (ASMYD) Başkanı olmasından ötürü değildi. Kendisini bir yol gösterici olarak görmemizden ve başkan sıfatının yakıştığı bir kişilik olarak görmemizden kaynaklıydı. Büyük Adamdı Başkan, hakikaten Büyük Adamdı.”


Yazılacak onca hatıra, onlarca anı var. Fakat yazının başında belirttiğim gibi; kelimeler düğümleniyor boğazıma bir biri ardı sıra anlatamıyorsun, söyleyemiyorsun.


Tekrardan Akif Abiye rahmet dilerken, başta Akif Abinin oğlu olan dostum Recep Tayyip Çelik kardeşim olmak üzere tüm yakınlarına Allah’tan sabr-ı cemil niyaz ediyorum. 


Sözlerime son verirken Üstad Necip Fazıl’ın şu dizelerini hatırlayıp, ölümü aldığımız nefes kadar yakın hissetmemiz gerektiğini bir kez daha vurgulamak ve ölümün inananlara bir müjde olduğunu ifade etmek istiyorum.


“Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber...
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?
Öleceğiz müjdeler olsun, müjdeler olsun!
Ölümü de öldüren Rabbe secdeler olsun!”


Not: Gittiğin yer göçtüğün yerden daha güzel olsun. Mekanın Cennet Olsun Başkanım...

yasinss127@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Ercan Cinyol | 02 Aralık 2020 00:06

    Allah rahmet ve mağfiret eylesin Mekanı cennet olsun Amin.

YAZARIN SON 5 YAZISI
22Haz

Transferde neler oluyor?

30May
09May

Çay Var Mı Çay?

25Nis

Sallanır ama yıkılmaz

05Nis

'BUZ' Tuttuk