AKP İktidarı İle Birlikte Neler Öğrendik?


AKP, Kasım 2002 seçimlerinden itibaren yani yaklaşık 19 yıldır ülkeyi yönetmektedir. Ülkeyi yönetmek demek, iyisiyle ve kötüsüyle, yapılan ve yapılamayan her şeyden sorumlu olmak demektir. 

Geçmişte bıraktığımız 19 yıl içerisinde bedelini ödemek kaydıyla çok şey öğrendik. Zira hiçbir öğreti bedelsiz değildir. 1923-1938 yılları arasında, Mustafa Kemal Atatürk ve çevresindeki çalışkan insanlar sayesinde hiçbir bedel ödemeden ulaştığımız seviye kalıcı olmamıştır. 

O yıllarda, öngörüsü yüksek o insanlar sayesinde ödemediğimiz maddi ve manevi bedeli bugünlerde ödüyoruz. 

19 yıllık AKP iktidarı süresince maddi ve manevi bedelini ödeyerek şunları öğrendik. (Bu süreç devam etmektedir.) 

-    Atatürk’ün görüş ve düşüncelerinin ne kadar çağdaş ve gerekli olduğunu,
-    Atatürk ile birlikte, Atatürk’ün ortaya koyduğu ilkelerin daha iyi anlaşılmaya başlandığını,
-    Türk Silahlı Kuvvetleri tekelinde olduğu sanılan Atatürk sevgi ve fikirlerinin halk tabanına yayılmasına vesile oluşturduğunu,
-    “İslami yönetim” diye bir yönetim tarzının olmayacağını,
-    İslamiyet’e en çok zarar veren kesimin dinciler olduğunu,
-    Türklüğün ve millet olmanın çok değerli olduğunu, 
-    Ülkeyi kötü yönetmenin nedeninin “vesayet” olmadığını, becerisizlik ve cahillik olduğunu,
-    Demokrasi adı altında cahilliğe gösterilen müsamahanın ne kadar büyük hata olduğunu,
-    Cahillerin de ülkeyi yönetebileceğini,
-    Hamasetin ülke yönetiminde büyük bir değere sahip olduğunu,
-    İktidara gelmekten kastın, ülke kaynaklarının yandaşa peşkeş çekmek olduğunu,
-    Yalan söylememenin ne kadar büyük bir erdem olduğunu,
-    Yönetime getirilecek kişilerin kişisel tarihinin ne kadar önemli olduğunu,
-    Paranın, imandan önce geldiğini,
-    Yandaş olmanın hafifliğini,
-    İçinde bulunduğumuz bu coğrafyada bağımsız bir ülke olmanın zoru başarmak olduğunu,
-    Demokrasilerde güçlü muhalefetin olmazsa olmaz olduğunu, güçlü muhalefet olmadığı takdirde, sonsuz hatalarına rağmen bir iktidarın onlarca yıl sürebileceğini, 
-    Ekonomik olarak güçlü olmayan ülkelerin, güçlü ülkelerin taşeronu olacağını,
-    Ülke saygınlığının vazgeçilmez ilkelerle sağlanabileceğini,
-    Halkın sağlıklı karar verebilmesi için gerekli olan bilgiyi sağlayan bağımsız medyanın ne kadar gerekli olduğunu, 
-    Devletin ve sistemin bekası için liyakatin çok önemli olduğunu, yandaşlığın ülke insanını ayrıştırdığını, gelir dağılımını bozduğunu, cahilliği teşvik ettiğini ve eğitimin kalitesini düşürdüğünü,  
-    “Dindar nesil” diye bir neslin olmadığını, nesillerin ahlaklı olması gerektiğini,  
-    Hiçbir iktidarın laiklikten vazgeçemeyeceğini,
-    Yasama, yürütme ve yargıyı bünyesinde toplayan tek kişilik sistemin iyi bir yönetim şekli olmadığını, 

AKP’ye teşekkür ederiz. 

Zira 1946 yılından itibaren hiçbir iktidarın öğretemediğini, bedeli karşılığında Türk halkına öğretmiştir. 

ahkucuksahin@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • İskender | 02 Temmuz 2021 10:10

    Müthiş bir yazı olmuş.Atatürk'den sonrasını güzel özetlemişsiniz.Bahsettiğiniz tespitler gerçekleşirken halkımız da sessiz seyirci ...

  • Hasan tok | 25 Haziran 2021 16:01

    1946 öncesinde yapılan köylülerin hor görülmemesi gerektiğini kıyafetinden dolayı Ankara'da bile gezile bilecegini açıkta oy kullanıp gizli sayım yapılamayacağını bu ülkeyi vatan ve iman sevgisi olanlarında savaşarak kurtardığını Atatürk ün dediği gibi kendi benligini kaybeden bir millet başka milletlerin avidir sözünün doğru olduğunu sadece icraatları din olan 46 ziyniyetlilerinde artık halt edileceklerini de öğrendi

YAZARIN SON 5 YAZISI