3 Puan Tadında - Yasir Keskin

3 Puan Tadında


Bu hafta evimizde oynadığımız Galatasaray karşılaşmasında, almış olduğumuz bir puanın önemi gerçekten çok büyüktü. Son zamanlarda alınan kötü sonuçlar ve birbiri ardın sıra gelen sakatlıklardan sonra, böyle önemli ve zor bir maçtan puan çıkartmak bize derin bir nefes aldırttı. Oyun olarak yine yüzde yüz tatmin olamasakta, alınan bir puan karşısında sevinmeyi kendimize reva gördük. 

Bu hafta daha çok bireysel performanslarla ayakta durmayı başaran takımımız, Galatasaray karşısında son saniyeye kadar direnmeyi başardı. Oyun içerisinde göstermiş oldukları üst düzey performansıyla dikkat çeken Ertaç, Mounıur, Nndong, Wallace, Sadık ve Hafez; müsabakanın başkahramanları oldular. 
Bu saymış olduğum isimler arasından özellikle Ertaç, Muslera’nın tabiriyle Galatasaray karşılaşmalarındaki iyi oyununu bu maçta da sahaya yansıttı. Galatasaray takımının mutlak gol pozisyonlarında harika refleksler göstererek, Muslera başta olmak üzere maçı takip eden herkesi büyülemeyi başardı. Yapmış olduğu çok kritik kurtarışlarla kalesini gole kapatmayı başaran Ertaç, tecrübesi ve kalitesiyle her zaman olduğu gibi yine kalede güven vermeye devam ediyor. 

Bir başka kahraman Mounıur ise başarılı adam geçme grafiğiyle ne kadar yetenekli ve kaliteli bir oyuncu olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Bu sezon Süper Lig’de bir maçta en fazla başarılı dripling yapan (11/10) oyuncu unvanını da bu hafta Galatasaray karşılaşmasında göstermiş olduğu harika performansıyla alan Mounıur, takımı sırtlayan isimler arasındaydı. Son maçlardaki kötü performansına nazaran bu hafta, benim tabirimle kendini göstermek adına sergilemiş olduğu bu oyununu umarım bundan sonraki haftalarda da sürdürür. Takımın genel olarak kötü gidişatıyla birlikte bir performans düşüklüğü yaşayan ve ilk haftalardaki performansının bir hayli uzağında kalan Mounıur, bir an önce kendisine çeki düzen vermeli. Galatasaray karşısında göstermiş olduğu muazzam performansını önümüzdeki haftalarda da göstermeli. 

Ryan Aabid’in sakatlığıyla birlikte, bu hafta oyunu ileriye taşıma görevini üstlenen Ndong’ da görevini layıkıyla yerine getirenler arasına ismini yazdırmayı başardı. Orta sahada büyük bir mücadele örneği sergileyen Ndong, adeta bir atom karınca gibiydi. Maçın başından sonuna kadar, oyunu geride karşıladığımız ve hücuma çıktığımız dakikalarda bitmek tükenmek bilmeyen enerjisiyle mücadele eden Ndong, beraberliğin baş mimarları arasına girmeyi başardı. 

Yine bir başka sakatlık yaşayan ve en büyük kozlarımızdan bir tanesi olan Mustafa’nın yerine bu hafta görev yapan Hafez’de iyi bir performans sergilemeyi başardı. Özellikle sağ kanatta bir orta saha oyuncusu olan Mallan’ın görev yapmasından ötürü maça dezavantajlı başlayan Hafez’in, bu eksikliği kapatmak adına ekstra bir çaba sarf ettiğini söyleyebiliriz. Tabi burada Galatasaray’ın atak yönünden de bahsetmemiz gerekmekte. Galatasaray’ın sol kanat ağırlıklı ataklar yapması da Hafez’i biraz daha rahatlattı diye düşünüyorum. En azından dezavantajlı olarak başladığı karşılaşmada, bu vesileyle teraziyi eşitledi. 

Savunma hattında Wallace ve Sadık’ı da anmadan geçmek istemiyorum. Galatasaray’ın sağlı sollu ataklarını karşılayan bu ikili, karşıladıkları gibi savmasını da bildi. Ceza sahasına açılan ortaların büyük bir bölümünü karşılayarak topu uzaklaştıran Wallace, Galatasaray’ın hücum oyuncularına fırsat vermedi. Sadık ise kendine has topun önüne atlamalarıyla, rakibin tehlikeli şutlarına engel oldu. Geldiği günden bu yana Wallace ile iyi bir uyum yakalayan Sadık, stoper bölgesindeki eksiklikleri kapattı. Artık daha güvenli ve daha oturaklı bir savunma hattı oluşturduğumuzu söyleyebiliriz.

Bu hafta, başkahramanların yanı sıra bir de yardımcı kahramanlar vardı sahada. Kendi mevkisi dışında bir bölgede oynayan Mallan ve biraz dengesiz girişleri olsa da Jospin, yukarıda saymış olduğum isimlere ayak uydurmaya çalıştılar ve başarılı oldular. Bu iki isminde, alınan beraberlikte paylarının olduğunu söylemek mümkün. Hatta belki ön yargılı olarak yaklaştığımız Semih Kaya’nın da hatasız oynadığını söyleyebiliriz. Fakat ne iyi ne kötü… Vasat bir oyun…

Ve Adem… Ve Haddadi… Bu iki isim bu sezon bizim kanayan yaramız. Aşırı derecede yavaşlığıyla meşhur Haddadi ve artık emeklilik havasına bürünen Adem Büyük…
Haddadi hakkında inanın çok fazla edilmesi gereken sitem, eleştiri var. Fakat bu yazıyı yazarken daha fazla sinirlenmemek adına çok da fazla üzerinde durmak istemiyorum. Sadece şu cümleleri yazmakla yetineceğim… Bir türlü istenileni veremeyişi ve kötü oyunuyla adeta takımın yaralı askeri konumunda bulunuyor. Keşke beni bırakın siz devam edin dese de rahatlasak…

Adem hakkında ise yine sinirleneceğim fakat yazmaktan çekinmeyeceğim. İsteksiz ve artık sınırını aşan derecede laubali bir oyun sergilemekte. Ben hayatımda bir oyuncuyu bu kadar sevip de bu kadar eleştirdiğimi hatırlamıyorum. Gerçekten bazen hayran bırakan performansıyla -geçen sezonun başından sonuna kadar- ayakta alkışladığımız ve A Milli Takım’da görmeyi en çok istediğimiz isimdi. Lakin bu yıl geçtiğimiz sezon gösterdiği performansından eser kalmayan Adem’in hızlı bir şekilde toparlanması ve ipleri yeniden eline alması gerekiyor. 

Not: Bunu her yazımda tekrarlayacağım Sumudica… Haqi Osman neden oynamıyor? Hiçbir etkisi olmayan Mert Miraç oyuna alınırken, Haqi Osman neden ısınmaya dahi yollanmıyor? Bu kadar eksik varken neden kendisine bir şans verilmiyor?

yasinss127@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
20Şub

Uzatma Dünya Sürgünümü

23Oca

Tehlike Çanları!

24Ara
20Ara

Çayın Yanına Çerez

07Ara

Zamanlama Hatası