Malatya'da Suriyeli olmak


Arif Nihat Asya’nın;

Biz kısık sesleriz, minareleri,
Sen, ezansız bırakma Allah’ım!
Bizi sen sevgisiz, susuz, havasız;
Ve vatansız bırakma Allah'ım!
 

Dizeleriyle sözlerime başlamak istedim. 

Suriyeli olan binlerce mülteci size göre bu cümleleri hiç sarf etmemiş olabilir mi?
Kim vatanından ayrı kalmak ve vatansız yaşamak ister?

Sizler ailenizin, akrabalarınızın, dostlarınızın acısını duymak veyahut görmek ister miydiniz?
Savaşın, kaosun, bombaların yağdığı, emperyalist güçlerin bir avuç petrol uğruna kundaktaki nice bebekleri diri diri öldürülüp toprağa dahi gömmediği, insanların evlerinden kovulduğu sahipsiz bir şehir olan Suriye’de yaşamak ister miydiniz?

Suriyelilerin kaderi böyleymiş demek Suriye’nin kaderini değiştirmez.
 

Suriye’nin kaderini bilmek için önce o coğrafyada yaşamak ve o insanların neler hissettiklerini hissetmeniz gerekir!..

Kısacası Malatya’da ‘Suriyeli’ olmaktan geçer!

Dilini bilmediğiniz, bütün bakışların üzerinize keskin bir düşman gibi çevrildiği, hayatta kalabilmek uğruna her türlü zorluğa göğüs gerip, hayata bir şekilde umutla bağlanmaktan geçer. 

Yetim bir çocuk gibi küle dönmüş yüreklerin; başları önlerinde yalın ayak gezen gençlerin ve bazen de dizleri yırtık pantolon ile sokaklarda çöp tenekesinden karton toplayan genç kızların hikayesinde gizlidir Suriyeli olmak. Siyah çarşaflara bürünmüş annelerin çöpten buldukları bir kuru ekmeği evlatlarına götürüp bugün de günü kurtardık diyerek; arkasında bıraktığı dostlarını, sevdiklerini göz yaşlarını gizleyerek sırf evlatları üzülmesin diye acısını kalbine gömüp sevdiklerini hayal kurmaktan geçer Malatya’da Mülteci olmak.

Bizler bu yüzden Suriyeli olmanın ne demek olduğunu bilmeyiz... 

Geçenlerde bir mescidin hanında oturuyordum. O gün belki nereden baksanız 15 tane Suriyeli bayan kardeşimiz mescidin hanında Ramazan Kayan hocamızı bekliyordu. Her pazar Allah razı olsun, Suriyeli kardeşlerimize Ramazan Hocam yardım eder. Ramazan Hocamızı bekleyedursunlar... Bir ara ufak bir itişme, kalkışmanın olduğunu gördüm. Bir esnafımız Suriyeli bayan bir kardeşimizi kolundan tutup itti. Mescidin hanından çıkarmaya çalıştı. Müşterileri rahatsız edip dileniyor diye. 

Bir esnafın kolundan itip, kalktığı bayan benim bacım, annem olsaydı o an neler düşünürdüm? 

Veyahut o esnafın annesi, bacısı, eşi olsaydı ne düşünürdü?

Velhasıl kelam o esnafımız bir yana dursun bizler nasıl bu kadar vicdansız ve duyarsız bir toplum olduk sorusu geldi aklıma;  

Ensar- Muhacir kardeşliği nerede kaldı?

Biz Resulün ümmeti, Rabbimin kulu, İslam’ın bu coğrafyada son kalesi olan bir ülkeyiz bize ne oldu?

Biz neden böyle olduk?

IHH bugün itibariyle 3 bin ton yardım kolisini Malatya’dan Suriye’ye gönderirken Suriyeli kardeşlerimin çadırları kaldırılmış. Malatya sokaklarında dileniyorlar. Önce kendi içimizdeki Suriyelilere sahip çıkmalıyız. Uygun yaşam koşullarında yaşamalarını sağlamalıyız. Bu hayatta bir tek dileneceğimiz bir kapı var ise Rabbimizin kapısı olduğunu bütün insanlığın bilmesi gerekir

Kul kula dilenmez. Kul kulun dilenmesine müsaade etmez.

Malatya’da Suriyeli olmak zor iştir.

Malatya’mın güzel insanlarına selam olsun.

yasin442018@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05Oca

Tütünüme dokunma!

02Oca

Yazmak için yazmayın

30Ara

Malatya'nın Ablasına Helal Olsun

20Ara
12Ara