Makamların en büyüğü insan olmaktır


İnsanoğlunun yaratılış gayesi dünyada yaşamak gibi görünse de   asıl insanlığın en büyük gayesi dünyada insanca yaşamaktır. 

Dünya’da insanca nasıl yaşanılır ?

İnsanca yaşayabilmek için önce insan olmak gerekmez mi?

İnsanoğlu fıtratı gereği her iki vasfa sahiptir aslında. İyi ile kötünün, doğru ile yanlışın bir arada verildiği bu dünyada kimi aklını kullanır doğru yolu bulur  ve iyi olmayı seçerken; kimi de nefsine taparak  kötülüğü ve yanlışı kendine ilke edinir. 

İnsanoğlu beşer ve şaşar derler kimi zaman toplum arasında. İyi olan bir bakmışsınız bir anda dünyanın en kötü insanı oluverir. En kötü dediğiniz insan dünyanın en iyi insanı oluverir bir anda.  Bu yüzden insan kimi zaman insan olur. Kimi zaman da insanlıktan çıkar insan ol deniverir. 

İnsanoğlunun yaratılışı bir yana dursun.! İnsan bu dünyada her şeyden önce birlik ve beraberlik içinde yaşamalıdır. Birlikte yaşamayı öğrenebilmelidir. Rabbimin katında kimse kimseden üstün değildir. Dualarınız olmasa ne ehemmiyetiniz var diyen yaratıcımızın katında aslında hepimiz birer ‘Dilenciyiz’.

Nice makam mevki sahipleri vardır ki dünyada hiçbir şeyleri eksik değildir; lakin bir hastalık başına geldiği zaman ne makamı ne mevkisi kalır. Ne de bulunduğu o makam mevkii sayısız servetiyle beraber o kişiyi düştüğü çaresiz hastalık ve sıkıntılardan kurtarır. Tek dayanağı o anda Alemlerin Rabbi olan Allah-u Teâlâ’ya ellerini, gönlünü açıp yalvarır.  İste hepimiz bu yüzden yarın ne olacağımızı bilemeyen birer Fani dilenciyiz. 

En büyük makam alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. 

İnsanoğlunun bu dünyadaki makamları ise bir hiçten ibarettir. 

Gidebileceği en son yer hiçlik makamıdır. 

Bir alim ve derviş bir araya gelmişler bir gün. Sohbet koyu tabii…

Alim dervişe ileride ne olmayı düşünüyorsun diye sormuş:

Derviş: “Hiç demiş”

Derviş, Alime sormuş: Peki Ya Sen!  Ileride ne olmayı düşünüyorsun demiş: 

Alim başlamış anlatmaya bir zaman sonra susuvermiş.

En son cümlesi gidecek makam mevkisi kalmayınca “Hiç” demiş.

Bizim derviş gülümsemiş bir anda. Ben senin şu an bulunduğum en üst makamdayım deyivermiş.

Gel gelelim bu kıssadan çıkarılacak hisseye; Bügün bir belediye başkan yardımcısı bir vatandaş yanında ayağa kalkmadı diye belediyeye çağrılıyor. Sözde o vatandaşa güç gösteri sergilemek adına Belediye’nin giriş kapısında sandalyeye oturtup herkesin önünde ayağa kalkması için talimat veriyor. 

Seni Yaratan kim?
 

Ve sen kimsin Belediye Başkan Yardımcısı demek istiyorum. 

Tek bu mu? Tabiki de değil. Ülkemizde maalesef üzülerek söylüyorum bu vakaların ardı arkası kesilmiyor. Bir hafta önce Sinop’ta Bakan gelecek diye Camide amcamıza kalk bakan geliyor. Buraya oturacak diye talimat veren bakanın korumasına mı şaşılır dersiniz; Malatya’da bir müftünün bakana, Rektöre, milletvekiline yaranmak adına cami imamına sen git arakada namazını kıl. Bu namazı ben kıldıracağım demesine mi? Orasını bilmem de arkada bulunan rektör, vali, milletvekilini ön saflara çağırması tam bir rezalet olduğu ortada.

Olacak şey değil.!

Yani demem o ki kişilik ne makamda ne mevkide dostlar.

Asıl kişilik insan olmakta, insanca yaşamakta.

Yüreğinde insanlığını merhametini kaybetmeyen suyu sert, insanı mert memleketimin güzel insanlarına kucak dolusu sevgilerle.

Makamların en büyüğü insan olmaktır diyorum.

Malatya’mın güzel insanlarına selam olsun.

yasin442018@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
05Oca

Tütünüme dokunma!

02Oca

Yazmak için yazmayın

30Ara

Malatya'nın Ablasına Helal Olsun

20Ara
12Ara