Mesut Parlak

Oyun içinde oyun

Mesut Parlak

Suriye’nin kuzeyine yapılan harekâtın başlaması ile birlikte sözde batılı müttefiklerimiz ve Rusya’nın kurguladığı oyunlara bakıp şaşırmamak mümkün mü? Aslında şaşırmamak gerek, çünkü bu güçlerin, yalnız Ortadoğu’da değil, dünyanın dört bir yanında menfaatleri için yapamayacakları şey yoktur. Hani bir laf vardır, “analarını bile satarlar” diye, işte aynen öyle. Hele hele ABD gittiği her yeri kan gölüne çevirir ve bu duruma da savunması hemen hazırdır “DEMOKRASİ GÖTÜRÜYORUZ”! Gittikleri yerlerde tetikçi teröristler yaratırlar, sonra da bunlarla mücadele ediyoruz diye batılı yandaşları da davet ederek, yalandan mücadele görüntüsü verirler. Bu kan emici emperyalistler, geçmişte bebek katilleri PKK’yı da böyle yaratıp ülkeyi, 40 yıldır bu belayla uğraştırmıyorlar mı? Son yıllarda da IŞİD diye sözde İslamcı bir örgütü yaratarak Ortadoğu’yu kan gölüne çevirmediler mi? Batılı dostlarını da yanına alarak operasyonları başlatıp, neler oluyor demeye kalmadan , “Stratejik Derinlik” kitabından yola çıkıp, Emevi Camisi’nde cuma namazı kılacağız sloganları atılmaya başlanmadı mı? Sonra ne oldu, biz bir baktık ki kendimizi olayın içinde bulmuşuz! ABD,  Fırat’ın doğusunda PKK ve PYD terör örgütlerini stratejik ortağım diye kullanıp IŞİD’le mücadele ediyor algısı yaratıp, orada ev sahibi yaptı. Amaç burnumuzun dibinde   bir Kürt devleti kurup,  hem İsrail'i korumak hem de Ortadoğu petrollerinin üstüne oturmaktı. Asla Türkiye bunu kabullenemezdi ve kabullenmemeye de kararlıydı. Bu arada emperyal senaryo, ufaktan ufaktan devreye sokuldu ve biz oraya girme tuzağına düşürüldük. O dönemde, tüm uzman ve usta kalemler bunun tuzak olduğunu, bu bataklığa düşmememiz gerektiğini ısrarla dile getirdiler. Gelin, Şam yönetimi ile el sıkışalım dediler, ikna edemediler. Sonunda TSK, Kuzey Suriye’ye girdi. Başarılı bir biçimde de ilerlemeye devam ediyor. Sonra birden, ABD, ben buraları terk ediyorum demez mi!.... Demekle de kalmadı ve Türkiye’ye tehditler savurmaya başladı. Peki, katil teröristler ne yaptı? Suriye, daha on beş gün öncesine kadar terörist dedikleri bu katillerle anlaşıp, onları evlatlık aldı. Esat’ın babası da yıllarca bize karşı PKK’lı itleri beslemişti. 

Tüm bu oynanan oyunların senaryosu da ABD, İSRAİL ve RUSYA tarafından kurgulanıp, oynatılıyordu. Bu katilleri Sadece bağırlarına basmakla kalmayıp, silah ve maddi destek de verdiler. ,Trump’ın savurduğu tehditler yetmiyormuş gibi, bir de 200 yıldır Türkler, Kürtleri öldürüyor diye dünyada algı yaratmaya başladı. ABD ve Batılıların düne kadar terör örgütü dedikleri bu katillere karşı, bugün artık terörist lafı ağızlara alınmaz oldu. 

Değerli Okurlar; yıllardır “Arap’tan dost olmaz” diye ülkenin aydınları bas bas bağırırlarken, ne yazık ki AKP iktidarı tarafından bu sahtekârlar, ABD uşaklarını göklere çıkardılar. Osmanlıcı İslamcı ümmet bu Araplar ı hala tanımadınız mı? Bunlar Osmanlı’yı arkadan hançerlemekle kalmayıp, bu yapılanlarla çöküşünü de başlattılar. Biraz tarih bilginiz olsa, İngiliz Casusu Lawrens, Araplarla bir olup Osmanlı’ya ne tuzaklar kurmuşlardı. 

 Arap Birliği (Amerikan uşakları) denen grup TSK’nın harekatını eleştirdi. Birlik  İsrail ile imam nikahınız hayırlı olsun. Bu arada, Filistin için şiir yazanlar, kına yakın, Çünkü onlarda İsrail’le birlikte TSK harekatını kınadılar!

Ülkemi yönetenler, yukarıda yazdıklarım son dönemde ülkemin yaşadıklarının sadece ana hatları. Ne yazık ki, Türkiye ilk kez böyle ciddi bir yalnızlık yaşıyor. Tüm batı karşımıza geçti. Kimler mi? Çoğu NATO üyesi. Bu yalnızlığı tek bir şekilde ortadan kaldırma şansımız var. O da devamlı içeriye mesaj verip, yandaş medyanın gaz verici yayınlarından vazgeçerek ne yapmamız gerektiğini düşünmek. Zaman artık “DİPLOMASİ” zamanı. Diplomasi olmadan haklılığımızı dünyaya anlatamayız. Kürt kökenli kardeşlerimizle bir problemimiz olmadığını, esasında onlar da  çok iyi biliyorlar da , doğruyu söylemek işlerine gelmiyor… Bu konularda yalnız ülkemi yönetenlerin konuşması ancak içeriye mesaj verir. Dış dünya için diplomasi gereklidir. Ah geçmişteki diplomatlarımız olsaydı, hani “Monşer” dedikleriniz, o zaman belki bunları bile yaşamazdık. Artık sizlerde anlamışsınızdır, diplomasimizin ligden düştüğünü. 

 Bu yapılan askeri harekat, Türk Ulusu’nun harekatı olup, siyasi bir parti harekatı değildir. Canımız TSK’leri, ulusun ordusudur ve bu görevi ulus adına yapmaktadır. 

 Bu tür askeri girişimlerde doğal olarak “Koordinasyon merkezi” kurulur. Bu kurulda, konunun tarafları, uzmanlar ve muhalefet partilerinin temsilcileri bulunurlar. Ama televizyon ve basına yansıyan merkez fotoğrafından anlaşıldığına göre uzmanlar ve AKP’nin üst düzey yöneticileri dışında muhalefetten hiç kimse yok. Ortaktan da (MHP) kimseyi göremedim. Bunun nedenlerini kamuoyuna açıklamak gerekmez mi? Sayın Cumhurbaşkanı, harekât başladığında muhalefet liderlerine bilgi vermişti. Bir süre önce de Milli Savuma Bakanı Sayın Akar, muhalefet liderlerine Sayın Akşener’den başlamak üzere Sayın Kılıçdaroğlu ve MHP yetkililerini harekâtla ilgili son gelişmeleri bildirdi. 

Sayın Akar, siz, Silahlı Kuvvetlerin tepe yönetiminde bulunan bir asker olarak bizlerden çok daha iyi bilirsiniz ki, protokol gereği bilgilendirmeye ana muhalefetten başlanır. Ancak siz, Sayın Akşener’den başladınız. Ben bu bilgilendirmeyi çok değerli buldum. ancak bu ziyaret protokole uygun yapılmalı idi. Yani sayın Kılıçdaroğlu’ndan başlanmalıydı. Hayırdır bir hesap mı var, yoksa bir yerlere mesaj mı veriyorsunuz? Hatta Savunma Bakanı böyle tek tek dolaşıp bilgi vereceğine, koordinasyon merkezinde muhalefet temsilcileri de bulunup, onlar da partilerini bilgilendirselerdi daha iyi olmaz mıydı? Hem bu tür konuları anında öğrenirlerdi, hem de bu harekâtın önemine binaen Sayın Akar, harekât ile ilgili koordinasyon merkezinden ayrılmamış olurdu. 

 Değerli Okurlar; Kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başarı ile yürüttüğü bu harekâttan dolayı ülkem çok mutlu. Her birimiz, bir tekinin bile burnu kanamadan dönmesi için duacıyız.

 Bu harekât inşallah sorunsuz ve istediğimiz şekilde sonuçlanır. Ülkemi yönetenler, umarım bu işler bittikten sonra şapkamızı önümüze koyar iyice bir düşünürüz. Neler oldu neler yaşadık, neleri hatalı, neleri doğru yaptık öz eleştirisini yapmalıyız. Gelecekte keşke demeden, ülke olarak yolumuzu doğru seçmeliyiz. Bu ülke, tek adamla yönetilmeyecek kadar büyüktür ve gelenekleri vardır. Bir süre sonra, ABD de çekildiğine göre Rusya tarafları bir araya getirecektir. O zaman, Suriye’nin toprak bütünlüğü için neler yapılacak? Peki, ABD’nin donattığı bu katil teröristler ne olacak? Kimse unutmasın ki, bu yapılanların tümü ABD ve Rusya’nın anlaşması sonucunda oldu. ABD çekildi, yine de dikkatli olmaya devam etmeliyiz çünkü sonunda hesaplarının ne olacağını bilemeyiz. Baksanıza Trump çekildi yine de rahat durmuyor, hala oralardan tehditler savuruyor ve ambargolar başlatıyor.


SON SÖZ: "ABD GİBİ MÜTTEFİK ÜLKELERİN “DOSTLUK” ANLAYIŞLARI İSE, SADECE KENDİ ÇIKARLARI AÇISINDAN SÖZ KONUSUDUR" NECİP HABLEMİTOĞLU

Kaynak: Sözcü
 

Yazarın Diğer Yazıları