Şevket Keskin destekleyeceğine para versin!


Yeni Malatyaspor bu hale gelmeden, daha doğrusu bu hale düşeceğini öngördüğüm için 6 aydır burada yazılar yazıyorum.

Uyarılarda bulunuyorum.

Son olarak “Adil Gevrek’i belediye başkanı yapın” diye yazmıştım.

Açıkçası bu yazıdan sonra Adil Gevrek’i yazmayı düşünmüyordum.

Ama Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (ESOB) Başkanı Şevket Keskin statükoyu savunan bir bülteni basına gönderince yine dayanamadım.

Aslında dibine kadar “statükocu” olan birisinden statükoyu savunan açıklamalar yapılması normal karşılanabilir.

Oda Başkanlığında 40 yıl Birlik başkanlığında 19 yıl aynı koltukta oturunca 6 yıldır YMS’nin başındaki adamı değerlendirirken, başarısız olsa dahi, kalsın dersin!

Şevket Keskin’in Adil Gevrek gitsin deme şansı yok bence!

Ammaa…

Yeni Malatyaspor’u bir yılda 50 milyon borçlandırıp sondan üçüncü sıraya yerleştiren ve takımı kendi aldığı kararlar yüzünden bu hale getiren ve üstüne tüm Malatya Adil Gevrek istifa et demişken “Adil Başkanı destekliyorum” diye açıklama yapmanın anlamı nedir?

Şevket Keskin şunu diyor galiba…

Adil Gevrek’in aldığı kararları destekliyorum.

Yaptığı borçlanmaları destekliyorum.

Sergen Yalçın’ın gönderilişini, Kemal Özdeş’in gelişini ve 6 ay için 1,5 yıllık sözleşme ile şu anda tazminatını isteyen Hikmet Karaman’ın bu şekilde gelişini destekliyorum, diyor galiba.

Şevket Keskin diyor ki…

Tüm Malatya’yı karşısına alan Adil Gevrek’i destekliyorum.

Ben de diyorum ki kuru kuruya destek olmaz Başkan’ım.

“Camia olarak Adil Başkanı destekliyoruz” diyen Şevket Keskin bi zahmet bağlı olduğu esnaflarla bir kampanya başlatsın ve en azından Hikmet Karaman’ın tazminatını karşılayacağız, desin!

Malatya’daki tüm esnafların başkanı “camia olarak destekliyoruz” diyorsa yaklaşık 20 bin esnaftan yardım kampanyası başlatsın.

Tabii tüm esnaflar Keskin ile aynı görüşte ise…

Ayrıca bi ara Fırıncılar Odası ile ilgili ekmek fiyatlarındaki karmaşaya el atsa iyi olur.

Adil Gevrek’i desteklesin tabii ki ama en azından bu ekmek olayındaki belirsizliği bir Birlik Başkanı olarak çözmeye yönelik birkaç cümlesi olursa güzel olurdu!

Fırıncılar Odası’nın da başkanı olduğuna göre biz Şevket Keskin’in Yeni Malatyaspor’dan önce ekmek fiyatlarındaki karmaşayı çözmesini beklerdik.

Çok şey beklemiyoruz galiba…

 

MALATYASPOR: BİR BAŞARI HİKÂYESİNİN SONU

Ankara’dan bizleri takip eden Malatyalı bir okurumuz Yeni Malatyaspor ile ilgili bir mail atmış. Aynen paylaşıyorum.

 

***
***

Gün gelir de futbolun meziyetlerinden söz edeceğim bir kehanet olarak dile getirilecek olsa, küçük dilimi yutabilirdim. Benimkisi dışarıda yaşayan bir Malatyalı olarak, şehir futbol kulübü etrafında yaşanan gelişmelerin bir dış yansımasını sizlere aktarmaktan ibaret. Doğrusu ve eğrisi ile yaşamakta olduğumuz sevinçler kadar, ruhumuzu kemiren dramı aktarmak isterim. Yazdıklarım herhangi bir amaca hizmet  için değil, tamamen bir Malatyalı kimliği ve bilinci etrafında yaşadıklarım ve duygularım olarak okunabilirse, bundan büyük mutluluk duyacağım.

Malatya şehir futbol takımının, şehir kimliği ve kültüründeki devasa etkisi konusunda, kanlı canlı bir yazı kaleme almak isterdim. Doğrusu bu yönde bir süreden beri fikri bir hazırlık içinde idim. Ancak, hayal kırklığı ile son bulan küme düşme macerasından sonra, olup biteni bir süreç olarak, önüme koyup bir analiz yapmak gerekti. Herşey, oğlumun futbol merakı ile başladı… 

Yeni Malatyaspor’un ses getiren skorları lise çağındaki çocuğum için de bir dönüşümün habercisi gibiydi. Bir kitap kurdu ve disiplinli çalışan bir öğrenci için bu futbol heyecanını doğrusu biraz abartılı bulmuştum. Beşiktaş karşısında alınan 2-0’lık galibiyet sonrası dışarı taşan heyecanına ve gurura tanık olmanızı çok isterdim. Telefon konuşmalarında hiç şahit olmadığım bir kimlik ve övünç ifadeleri duyuyordum. “Malatyayı izledin mi? Muhteşemdi değil mi? Malatyalı olduğumu biliyor muydun?…” türü cümlelere yansıyan heyecanı, bir tür kazanılmış bir meydan savaşına benzetilebilirdi. Ardı sıra, yakın çevremden tebrikler geldi, hepsi Yeni Malatyaspor’un başarıları üzerineydi. Malatyalı kimliğim merhum Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’dan bu yana hiç bu kadar onore edilmemişti. Futbolu sevmeye başladım, elimde olmadan içine doğru çekiliyordum bu dünyanın. Oğlum ile birlikte tüm maçlarını yakından izlemeye başladık, evin annesi ile küçük kızımız da bize seve seve eşlik etti bu arada.
Malatyaspor, Malatya şehrinin öne çıkmasına hizmet ediyordu, öyle ki şehir kimliği ve yıldızının parlamasında bir tür manivelaya dönüşmüş gibiydi. Ligin ilk başlarında yakalanan ivme ile spordan anlayan arkadaşlarım, Yeni Malatyaspor’un zirveye oynadığını söylediklerinde, şehir futbol başarısının arka perdesini ve başarısının sırrını incelemek hep aklımın ucunda geçmiştir. Malatya için çok lüks gibi duran bu başarı gerçekte kurumsal ve profesyonel bir yönetimin işbaşında olmasından mı kaynaklanıyordu? Başarı bu hali ile ete kemiğe bürünüyorsa, Malatya’nın futbol üzerinden yaptığı sıçrama, bir özgüven dalgasına dönüşebilir, şehrin diğer alanlarında da güçlü bir manivela etkisi yaratabilirdi.  Tarihi ve kavşak nokta olma özelliği ile çok önemli medeniyetlere beşiklik eden Malatya, belli ki spor alanında gösterilen başarıdan sonra tüm dünyanın dikkatini çekmişti. İtalyanlar, Fransızlar, kısaca Avrupa kentlerinde UEFA kupasında oynamakta olan Malatyaspor marifetiyle şehrin tarihi ve doğal güzellikleri yayınlanıyor, bu sayede şehir sadece ulusal değil uluslararası alanda bilinen bir marka şehre doğru emin adımlarla ilerlemeye devam ediyordu.

Malatyaspor, Trabzondan sonra İstanbul’un büyüklerine karşı, adeta geri kalan, yıllarca horlanan ve tahkir edilen insanların da sevgilisi olmuştu. Anadolu ayağa kalkıyordu. Küçük paralarla alınan futbolculardan kurulu bir takım, burjuva İstanbul takımlarının canına okuyordu. Başarı için sadece paranın  para etmediğini görmek güzeldi. Takım ruhu ve inancın yanı sıra, profesyonel bir yönetim tarzı ile anlaşılan o ki her alanda başarı skalasını yukarı çekmek mümkündü. Futbolda yaşanan devrim,  başarıya aç kitleler için bir tür moral bir üstünlük, bir tür, başarı motivasyonunu artıran gizli bir katalizöre evrilmişti. Zaire’de Amerıkan kapitalizminin gladyatörü George Foreman’a karşı onbinlerce Afrikalı’nın Muhammed Ali’nin arkasında “Ali Bomeye” (Ali devir onu) diyerek tempo tutmasına eş bir hikayeden mi söz ediyoruz? Muhammed Ali, çok bilinçli olarak dikkatleri Afrika gerçeğine ve ezilen dünyanın sorunlarına çekmek için ağır sıklet boks mücadelesini Afrika topraklarında yapmak gibi tercih sayesinde, inanılmaz bir hikayenin de kahramanına dönüşmüştü. O yaktığı meşale ile boks üzerinden insanlık dramını ve ezilen yığınların sesi olmayı başarmıştı.  Amerikan ve Batı dünyasının hegemonik saldırılarına karşı, ezilen dünyanın ayağa kalkmasına önderlik etmişti. Muhammed Ali, bu özelliği ile hala bir meşale gibi yanmaya devam ediyor, rehberliği hala konuşuluyor. Onunki kadere rıza göstermek yerine başarmak üzerine kurulu doğru bir strateji üzerine kuruluydu. Başkası olmak yerine kendisi kalmayı başardı Muhammed Ali,  tüm baskı ve sindirmelere rağmen ayakta kalmak için verdiği olağanüstü mücadele hala yol gösteriyor… 

Doğrusu Yeni Malatyaspor’u yakından incelememe gerek kalmadı.  Amatör bir futbol takımında bile yapılmayacak hatalar üst üste geldi zira. Futboldan anlamayan benim gibi sıradan biri bile, hatalar zinciri sonrasında takımın dibe, küme düşmeye doğru emin adımlarla gitmekte olduğunu görüyordu. Hazin bir şekilde olup biten bu saçmalığın nedenlerini anlamaya çalıştıkça, futbol artık zevk vermek yerine bir tür işkence aracına dönüştü. Başkan, futboldan anlamadığını gösteren keyfi kararları ile her defasında adeta tüm Malatyalılara işkence ediyordu. Bunun farkında mıydı, bu kadar pervasızca ve tüm tepkilere inat yapılan tarihi hatalar affedilebilir miydi? Telafisi mümkün olmayan hatalar peşisıra gelmişti, skoru belirleyen futbolcular birbir satılıyor, Başkan’ın satış gerekçesi için yaptığı açıklamalar ise saç baş yolduruyordu. Guillerme gibi Malatyasporu taşıyan bir futbolcunun satış gerekçesi  “hatır ve gönüle” bağlanmıştı. Bu nasıl bir amatörlüktü böyle? 

Anlaşılan o ki bu açıklamaların ve yapılan telafisi güç hataların da gösterdiği gibi Yeni Malatya sporun başarısı hiç de sanıldığı kadarıyla profesyonel bir yönetim modeline dayanmıyordu. Amatör bir zihniyet, kısa süreliğine de olsa sağlanan başarıdan aldığı krediyi tüketmekle kalmamış, Malatya’nın yarattığı başarı hikayesinin de sonunu getirmişti. 

Acı verici olan ise, işin içine girmek zorunda kaldıkça, şehir kulubü ile futbol takımının yönetim paydaşları arasındaki mücadeleye tanık olmaktı. Malatya kamuoyunun artan baskısı karşısında, baskıların merkezine dönüşen siyaset erbabı ile yerel yöneticilerin, bir şehrin en büyük marka değeri olarak görülen futbol takımının ayağa kaldırılması konusundaki samimiyetsizlikleri sanıyorum ki şehir için en büyük dramlardan bir olsa gerek. 

Tüm başarısızlık ve amatörce yapılan hatalardan sonra, edeple, saygıyla çekilmesi gereken Gevrek Başkan, centilmence bir çığır açabilir, başarısızlığa yol açan faktörlere sığınmak yerine, yeni yönetime yol açabilirdi. Sporun centilmenlik ruhuna yakışmadı koltuğa yapışmak, bu düzeyde bir koltuk merakının kaç tür anlamı olabilir onu taraftar kitlesinin daha rahat anlamlandırabileceğini düşünüyorum.

Adil Gevrek’in, şehrin en büyük marka değeri olan Futbol kulübünü kendi şahsi oyuncağına dönüştürmesi karşısında, şehir prestijinin korunması bakımından onu çekilmeye zorlayan kimi mekanizmaların devreye sokulması gerektiğine inanıyorum. 5 yıl boyunca mali denetimden vareste tutulması hangi gerekçe ile açıklanabilir? Böylesine bir keyfilik, böylesine bir sorumsuzluk karşısında sadece Gevrek Başkan mı sorumludur? Burada müteselsil bir sorumluluk sözkonusu ise, Divan Kurulu başta olmak üzere, tüm yönetim kadamelerinin mali açıdan sorumluluğu üstlenmesini sağlayan düzenlemeler yapılmak zorunda değil mi? Şansal Büyüka’nın spor dünyasında infial yaratan sözleri zannederim ki tüm Malatyalılar kadar en çok da yönetim kademeleri açısından bir onur meselesi olmalıdır. 

Kabul edilmelidir ki, futbol  ezilmiş, sindirilmiş, başarıya aç kitlelerin kendilerini ifade edebildikleri, motive oldukları, en önemli ortak değerdir bugün. Bu değerin küçük çıkarlar için itibarsızlaştırılması, siyasi bir araç olarak konumlandırılması en büyük sorunlardan birine dönüşmüş durumda. Küme düşünceye kadar, kenarda izlemeyi tercih eden siyaset erbabi ile yerel yöneticilerin, küme düşmenin kaldırılmasından sonra kulübü politize eden açıklamalar yapması hiç şık olmadı. Tren devrilmeden önce, müdahale konusunda öne çıkmak yerine politikanın kanatları altında, bunu başarı olarak lanse etmeleri kanaatimce tüm ülkece hor görüldü. Çıkar çatışmalarının ortasında kaldığı apaçık olan futbol takımının yine ehil olmayan yönetimde kalması, Malatya için tolore edilebilir bir durum değildir. 
Malatya tüm bu amatör, çıkar ilişkilerinin belirlediği bir vasatta, şehir kültürü ve imajı üzerinden ne yazık ki derin ve onulmaz bir yara aldı. Kurumsal bir başarı için kurumsal bir yönetim ve başarısızlık durumunda centilmenliğin gereklerine yerine getiren bir zihniyet ve buna uygun kurallar işlevsel hale getirilmek zorunda. Herkesin sorumluluğu bir başkasına havale ettiği bir iklimde, işlerin kendiliğinden yoluna girdiğini ummak beyhude bir bakış açısı.

Can çekişen aslında sadece futbol takımı  değil, Doğu’nun kadim kaderi. Böyle olmamalıydı.  Başarı hikayesinin sonunu getirenler, aynı zamanda, bir şehrin geleceğini ve moral üstünlük ve yığınların başarı motivasyonunu da kalın hatlarla yerle bir etmiş oldular. Bu saatten sonra, geçmişin enkazı ile uğraşmak yerine, geleceğe odaklanıp, kurumsal ama profesyonel bir yönetim modeli ortaya koymak şart. Başarı için doğru strateji, doğru yönetim modeli ve hesap verilebilir şeffaf bir mali denetim her alanda olduğu gibi futbol alanında da temel bir yaklaşım olmalı. 

Saygıdeğer Malatyalılar,  Gevrek Başkan üzerine kızgınlıklarını kanalize etmek yerine, onu orda tutan paydaşlarını, gizli ve açık çıkar birlikteliklerini temel bir sorun alanı olarak görüp, daha yapısal çözümler üzerine yoğunlaşabilmelidir. Anlaşılan o ki kazananı belli olan bu çıkar ilişkilerinde kaybeden ne yazık ki şehrin onuru, imaji bizatihi geleceğidir… Tüm Malatyalıları, futbol kulübü etrafında dönmekte olan skandal düzeydeki işbirliklerini doğru okumaya davet ediyorum.  Şark kurnazlığına denk bir yöntemle, bu paydaşlar; hali hazırda Malatyalıları ters köşe eden açıklamaları ile gerçeği kabaca gizlediklerini düşünüyor olabilir. Yerel basına yapılan tüm açıklama ve görüşlere Malatyalıların peşinen mesafeli durmasında fayda var. Zira hiçbir şey söylendiği gibi değil, hiçbir söz gerçeği göstermiyor. Gerçek olan tek şey Gevrek Başkanın hala orada, o koltukta sarsılmaz bir armada gibi durmakta olduğudur.  Gerçek olan tek şey bu…

https://twitter.com/mahirtemur

mahirtemur@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • Cenk Aslan | 14 Ağustos 2020 11:16

    Ne desteği gardaşım ne desteği. Bu şevket amca shov ket oldu. Bu nedir yav. Çık 1 trilyon bağış yap o zaman. İşi gücü konuşmak. reklam. ona buna sallamak. Evet bindirmiş bizi dolmuşa elinde tesbih arabesk müzikle her konuda yorum yapan profesör

  • Ali Zeyrek | 13 Ağustos 2020 18:17

    Kuru kuru destekliyoruz olmaz. Ayrıca esnaf adına meslek alanı dışında bir destek açıklaması verirken kime danıştın. Tüm esnafı her konuda senin fikrine bağlıymış gibi lanse edemezsin. Sen işine bak. Desteksen de erkek gibi çıkar 20 milyon destek ver. Boş beleş konuşmak Malatya ya zarar verir. Ayrıca Adil Gevrek le küme düşünce bu haberi sana hatırlatırız

YAZARIN SON 5 YAZISI
29Ekm
28Ekm
27Ekm

İsmail Saymaz’ı aradım

26Ekm

Tarkan konseri gibi

24Ekm

Komik oluyorsunuz!