Salla Babam Salla! - Mahir Temur

Salla Babam Salla!


Malatya’da kim ne yazmış ise bakmaya çalışırım.

Bazen ilk paragrafı okuduktan sonra yazarın ismini görmeden kimin bu yazıyı yazdığını hemen anlarım.

Kopyala/yapıştır köşe yazarlarını bu meslekte hemen hemen herkes anlar ama bir köşeciye tam metin olarak verilen gizli köşe yazarlarını da genellikle bilirim.

Siz köşe fotoğrafının altındaki yazıyı okurken ben satır aralarında kendini belli eden sözde köşe yazarları ile dalgamı geçerim. 

Konumuz köşesini kiraya verenler veya gizli köşe yazarları değil ama bu girizgâhı yapmamın sebebi Malatya’da yeni bir köşe yazarlığı formatının ortaya çıkması…

Bu yeni köşe yazarlığı formatından önce Malatya'da 3 ya da 4 köşe yazarlığı formatı vardı.
 

Ülkenin her hangi bir şehrinde daha önce yazılmış bir köşe yazısı kopyalanıp kendi yazısıymış gibi Malatya’da yayınlanması bilinen en popüler köşe yazarlığı formatıdır.

Çok basittir bu format…

Google’a işlemek istediğin konuyu yazıp Malatya’da bilinmeyen veya tanınmayan köşe yazarının farklı şehirlerde yazılmış köşe yazısını kopyalayıp sanki sen yazmışsın gibi yayınlarsın.

Çoğu zaman okur o kadar aptal yerine konur ki kopyalanan yazının başlığı dahi değişmez!

Bu bilinen ve genelde “köşe yazarlığı” hevesiyle yola çıktından sonra bir halt yazamayanların ilk başvurduğu yoldur.

Bir diğer köşe yazarlığı formatı ise “Tam metin köşe yazarlığı” formatıdır.

Diyelim ki vergilerimizle ayakta duran bir kurumumuzdan nemalanıyorsun…

Övmek istiyorsun ama o kurum senin övgülerini dahi beğenmiyor.

Adamın kalemi olmadığı için “tam metin” istiyor.

Kurumdan bazıları veya birisi ya da komple bir ekip bir köşe yazısı yazıyor.

Çakma köşe yazarına yolluyor ve o kalemsiz yazar ise bu ekip çalışmasını kendi köşe yazısı gibi yayınlıyor.

Bu ekip çalışmasını sizler bir yazarın kendi hür iradesiyle yazdığı yazı zannediyorsunuz!

Bu da bilinen bir yöntem…

Meslekte olmayanların hemen çözemeyeceği bir yöntem…

Bir diğer köşe yazarlığı formatı ise genelde etliye-sütlüye dokunmadan sadece bilgi paylaşılan ve yorum katılmadan yazılan yazılardır.

Haberi köşe yazarlığı mantığı ile yazarken yoğurdu vantilatörle içen tiplerin yazdığı yazılardır bunlar!

“Ne Havra’ya yararım ne Camii’ye, benimki başka bir maya” diyen Hayyam’ın tam tersi bir durum şiar edinmiştir.

Ne Gürkan ne Çınar ne de Çalık kızmasın!

Aynı köşede hem Gürkan’ı mutlu etmeye çalışırken hem de Öznur Çalık’ı kızdırmaması lazım. Aynı zamanda Ağbaba’nın umurunda olmayan bir yazı olması lazım. O kadar dikkatli yazılır ki Malatya’da Allah’ın bir kulu bu yazıdan rahatsız olmaz.

Çok para kazanma hevesiyle yola çıkılmış bir diğer köşe yazarlığı formatı ise “gerilla” taktiğidir.

Bu tür formatı benimseyen yazarlarla muhatap olan yetkililere Allah kolaylık versin diyorum.

6 ay övüp bir hafta ağır eleştirip daha sonra 6 ay tekrar övülmeye başlanıyorsa bilin ki “gerilla” taktiği işlemiş!

Her seferinde liyakatsiz yetkililerin yuttuğu veya yutmuş gibi yaptığı bu taktik ise yine meslekte bilinen bir taktiktir.

Tabii bu yazdığım formatların alt kategorileri var ama yazıyı uzatmayalım.

Yeni köşe yazarlığı formatından bahsedelim…

Yılların gazetecisi, asayiş haberlerinin beynelmilel muhabiri Burhan Karaduman bu köşede de duyurduğum üzere köşe yazarlığına başlamıştı.

Kendisinin yazmasını Malatya’nın menfaatine olacağını düşünenlerdendim.

Fakat yeni başladığı bu köşe yazarlığı serüveninde bir tarz oluşturdu.

İsim vermeden çok ciddi iddialar ortaya atarken çay ocağında konuşan “gizemli tipler” gibi bir format oluşturdu.

Botoks yapan yöneticiden tutun da protokolde ön sırayı kapmak için mücadele veren yöneticilere kadar ağır ama “manasız” yazılar karşısında bu yeni formata bir isim vermek istedim.

Uzay zaman diliminde her hangi bir zaman aralığında yaşanmış bir olayı anlatırken olaya muhatap yöneticilerin isimlerini vermeden ve üstüne her hangi bir kurum ismi geçirmeden “işkembeden sallamanın” Malatya’ya ne faydası var diye düşünüyordum.

Kişiye özel mektup gibi algılanacak bu yeni köşe yazarlığı formatına baktığım zaman bu yazıların bir gram Malatya’ya faydası yoktur.

Birinci soru çok nettir:

Bi kere konu ettiğin yazılarında bu haltları kim işledi?

Ben biliyorum hatta meslekteki çoğu kişi de biliyor.

Bu yazıları niye/neden yazıyorsun?

Okurun olayın nerede cereyan ettiğini bilmiyorsa…

Bu haltları yapanın kim olduğunu aynı yazıda görmüyorsa…

Hatta olayın hangi kurumda geçtiğini tahmin dahi edemiyorsa…

Bunun Burhan Karaduman’a…

Malatya’ya…

O ismi geçen kuruma ne faydası var?

Ya da şöyle düşünelim…

Bu yazıların yazıldığı tarihte dahi kimlere yazıldığı ile ilgili çok az insan bilgi sahibiyken bundan yıllar sonra bu yazıların bir anlamı olacak mı?

Köşe yazarlığı böyle bir şey değildir.

Yazının ta başında ismin kocaman yazar.

Fotoğrafın çok açıktır.

Fikir ve düşüncelerini açık bir şekilde okura verirsin.

Beş-on kişinin anlayacağı bir gizemli dille sağa-sola sallamak köşe yazarlığı değildir.

*

*

“Bir futbol takımımızda Hoca antrenmanda sahanın ortasında kebap yedi. Bunu gören Başkan sert çıktı. Çıkan tartışmada Hoca, Başkan’a küfür etti. Başkan ile Hoca’nın bu kavgasını ayırmak isteyen bir futbolcu yumruk yedi.”

Diyelim ki köşeye tırnak içinde yazdığım bu satırlarla başladım.

Bundan sonra yapacağım her yorum boştur!

Hangi takım…

Hangi Hoca…

Hangi Başkan…

Yumruk yiyen oyuncu kim?

Bunları açık açık yazmadan yapılan her yorum işkembeden sallamaktır!

Burhan Karaduman’ın Malatya’ya kazandırdığı yeni formatın ismi de bana göre “İşkembeden Sallamak Köşe Yazarlığı Formatı” dır.

En azından benim görüşüm budur.

Bu formatı benimseseydim kafam çok rahat olurdu.

İsim yok…

Mekan yok…

Salla babam salla…

Kim üstüne alırsa…

Ne telefon gelirdi ne birilerine yazımı anlatmak zorunda kalırdım. Muhtemelen bu yazımdan dolayı da Burhan Abi ile arayı bozacağız.

Çünkü yaptığımız iş bu aslında…

Tanıdığım da olsa bildiklerimi açık bir şekilde yazmak için bu mesleği tercih ettim.

https://twitter.com/mahirtemur

mahirtemur@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 6

  • Erol | 14 Eylül 2021 23:12

    Bence Burhan bey Size cevap niteliginde bir yazı yazacak ama korkmayın isim vermez zannimca :) Yada ilk defa Mahir bize sallamiş diyerek Bismillah der :)

  • Hasan Özkan | 14 Eylül 2021 22:45

    Her zamanki gibisin ne diyeyim.Allah seni ve pek görülmeyen benzerlerini muhafaza etsin

  • Çelik44 | 14 Eylül 2021 20:51

    Mahir Bey Bu Tür Gazetecilere Aslında Gazeteci demek bile yanlış birilerinin Maşası desek daha doğru olmazmı

  • AhmetKüçükşahin | 14 Eylül 2021 15:48

    Güzel bir değerlendirme olmuş. Zaten insanlar bu yazıda belirtildiği gibi kişilikli olsalardı ülke bu hale gelmezdi. Kendi beynini kullanarak, gözünü budaktan esirgememek ve doğruları yazmak zor zanaattır.

  • Mustafa Mert | 14 Eylül 2021 15:42

    Bu tür Gazeteciler yazarlar Ama isim vermezler Eteğin Arkasına saklanan cinsten sonra da yazdığını 1-2 kişiye atar Nasıl Ama derler Bu Gazetecilikmidir Yoksa Gevendelikmi

  • Hakan | 14 Eylül 2021 15:39

    Mahir Bey Gerçek Gazetecisin tebrik ederim

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Eyl

Yeter artık Başkan’ım, yeter!

15Eyl

Her yöne sınırsız yavşaklar!

14Eyl

Salla Babam Salla!

10Eyl

MASKİ, Mesafe, Su Sayacı!

09Eyl