Eğitim Bir-Sen bence görevini yapamıyor!


Malatya’da Farabi Ortaokuluna giden bir öğrencinin velisi müdürü silahla tehdit etmiş, sınıf değişikliği yapması için.

Bu olaydan sonra Eğitim Bir-Sen Malatya şubesi üyeleri okulun önünde toplanıp bu olayı kınayıp müdüre destek vermişler.

Tamam, şiddetin her türlüsü kınanmalıdır.

Bu bir öğretmene de olabilir, bir doktora da bir vatandaşa da…

Kınamalıyız!

Fakat kimse kusura bakmasın ama Eğitim Bir-Sen’i sadece bu tür olaylardan sonra görmeyelim.

Eğer eğitimimiz yerlerde ise bunun bir sorumlusu da Eğitimciler Birliği Sendikası’dır. (Eğitim Bir-Sen) 

Eğitim Bir-Sen’e sıra gelene kadar, diye düşünüyorsanız bence yanılıyorsunuz!

Eğitim Bir-Sen’in resmi internet sayfasında “İlkelerimiz” bölümü var.

Burada aynen şu şekilde yazılır:

“Her düşünceyi, özgür iradeyi, fikir inanç ve ifade özgürlüğünü en temel insan hakkı bilmek ve savunmak.
İdeolojik ve siyasi yapılanmalardan her zaman ve zeminde uzak kalmak.
Siyasi partilerimizin tümüne aynı uzaklıkta ve aynı mesafede olmak.”

 

Şimdi ben soruyorum sizlere, Eğitim Bir-Sen’in tüm siyasi partilere aynı mesafede olduğunu düşünen kaç öğretmen kaç müdür yardımcısı kaç müdür vardır?

Kaç eğitimci vardır bu yukarıdaki “ilkelere” inanan?

Eğer eğitimimiz yerlerde ise ve bunu bizzat gelen her Milli Eğitim Bakanı dillendiriyorsa bunun sorumlularından bir tanesi Eğitim Bir-Sen’dir.

Bakan şikâyetçi, milli eğitim müdürleri şikâyetçi, okul müdürleri şikâyetçi, öğretmenler hepsinden daha şikâyetçi!

Eğitimden herkes şikâyetçi ama bir eğitim sendikası olan Eğitim Bir-Sen şikâyetçi değilmiş gibi gözüküyor.

Bazı durumları bildiğimiz halde burada açık açık yazamıyoruz ama anlaşılır bir dille yine de yazmaya çalışalım.

Eskiden yani 15 Temmuz hain darbe girişiminden önce Eğitim Bir-Sen’in “eğitim atamalarındaki” rolünün yüksek olduğunu Malatya’da hemen hemen konuştuğum tüm eğitimciler dillendirirdi.

Her konuda olduğu gibi okul müdürlerinin atamasından tutun da ilçe milli eğitim müdürlerine varıncaya kadar Eğitim Bir-Sen’in etkili olduğunu söylerlerdi.

Burada dedikodu yapmıyorum, bizzat müdürlerden, öğretmenlerden ve eğitim müfettişlerinden dinlediklerimi aktarıyorum.

Zaten bu eğitimciler tarafından bilinen bir vakadır.

15 Temmuz’dan sonra bu “atama” işi siyasilerin alanına girdi.

Liyakatin ve iş bilmenin her alanda olduğu gibi burada da pek işe yaramadığını söyleyebiliriz çünkü eğitim sektöründe de “torpil” yayılmıştır.

Bu bir lise müdürü de olabilir bir ilçe eğitim müdürü de!

İşte bu yüzden diyorum, İngiliz eğitim sisteminin aynısını buraya getir yine başarılı olamayız!

Çünkü eğitim siyasallaşmıştır!

Torpille atanmış beceriksiz bir ilçe eğitim müdürü yine torpille atanmış beceriksiz bir lise müdürünün yönettiği okulun derecesine bakamaz!

Mesela Milli Eğitim Bakanlığının yasağına rağmen okumaya yeni geçmiş çocuklara “test usulü” ile sınav yaptırtmaz okulunda liyakatli müdür!

Yasak açık olmasına rağmen velilere mahalle baskısından dolayı ücretli “kaynak kitaplar” aldırtmaz okulun liyakatli müdürü!

Veya, her yıl bas bas bağıran Milli Eğitim Bakanlığının uyarılarına rağmen “kayıt parası” adı altında bağış istenmesi veya “Arkadaşlar okulun masrafları var. Sizden çok biz çocuklarınıza emek veriyoruz. Lütfen siz de okula yardım yapın” tarzı söylemlerin modern çağda cevabı olamaz!

O yüzden diyorum, Eğitim Bir-Sen’in o kadar sıkıntı varken tek laf etmemesi yüzünden vebali vardır.

Öğretmen darp edildikten sonra herkes konuşur, herkes ayağa kalkar!

Önemli olan yaptığınız işin farkına varmaktır.

Velileri bağış yapmak zorunda hissettiren eğitimcileri Eğitim Bir-Sen veya İl Milli Eğitim Müdürlüğü bilmiyor mu?

Kaynak kitapların nasıl alındığını bilmeyen bir Eğitim Bir-Sen üyesi var mı?

Bir Milli Eğitim Müdürlüğü çalışanı var mı?

Niye biri çıkıp “Bu yanlış” diyemiyor?

Niye biri çıkıp “Kardeşim burada bir sıkıntı var” diyemiyor?

Niye?

“Bu kaynak kitaplar hangi kaynağa göre alınıyor, kim belirliyor” diye soru sorabilen bir Eğitim Bir-Sen üyesi var mı Malatya’da?

Çünkü içimiz-dışımız siyasallaşmış!

Bizimle konuşan kim olursa olsun “sakın adımı verme” diyor!

Eğer eğitimimiz düzelmezse yaptığımız yolların-köprülerin-hastanelerin ve hatta yeni okulların hiçbir anlamı yoktur.

Dünyada ilk 500’e giren üniversitemiz yokmuş ama dünyada sıradan bir ilçenin müdürlüğü için 500’den fazla kişi ile konuşman gerekiyormuş!

İşte bu bizi hiçbir zaman ileriye taşımayacaktır!

Daha geçen gün okudum, “Suudi Arabistan, Katar, BAE, Umman, Ürdün, Lübnan, Mısır, Kazakistan, Filipinler, Brunei, Tayland, Endonezya ve Güney Kıbrıs'ın önde gelen üniversiteleri, Türkiye'nin en iyi üniversitelerini bile ciddi farklarla geçmişler.
Malezya, Pakistan, İran, Güney Afrika gibi yerler ise resmen bizi solda sıfır bırakmışlar!”
diye yazıyordu bir köşe yazarı.

Eğitimi dert edinen bir kurum var mı Türkiye’de gerçekten merak ediyorum.

Çünkü herkes diğer konularda olduğu gibi “koltuk” peşinde!

Yazıyı bir soru ile bitirmek istiyorum:

Malatya Anadolu Lisesi 6 aydır müdürsüz. Vekâleten bir müdür yardımcısı bakıyormuş. Araştırdım biraz, kiminle konuşmuş isem siyasi çekişmeden buraya müdür atanamıyor, diyorlar. Ve ekliyorlar, Milli Eğitim Müdürü dirayet gösteremiyor.

Eğitim Bir-Sen Malatya şubesine sormak istiyorum:

Malatya Anadolu Lisesi’ne niye müdür atanamıyor?

Bir eğitimcinin hakkı mı yeniliyor?

Muhtemelen bilgi sahibisiniz, cevap verseniz de öğrensek!

Twitter: mahirtemur

mahirtemur@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • öğretmen | 17 Eylül 2019 11:57

    eğitim toptan bitmiş. toptan hepimizin suçu var. elinize sağlık.

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Ekm
16Ekm

Hani paranız yoktu?

15Ekm

Yaz Remzi Hayta yaz!

12Ekm

Senin de suçun var!

11Ekm