An olur aptal olduğunu fark edersin!


Gecenin bir yarısında belki sabaha karşı bir an olur.

Saniyenin belki de onda biri kadar bir sürede aydınlanırsın.

Sadece bir “an” da…

Belki de o “an” artık anlamaya başlarsın.

Balzac’ın Goriot Baba’sı…

Gogol’un Eski Zaman Beyleri…

Dostoyevski’nin Kumarbazı anlatamaz sana o “an”ı…

Tolstoy’un İnsan Ne İle Yaşar’ı da o “an” kadar etkili olmaz.

Elin gavurlarını bırak;

Peyami Safa’nın Yalnızız’ı da Uşaklıgil’in Mai ve Siyah’ı da anlatmaz.

Orhan Veli’nin hiçbir şiiri o “an” kadar etkili olmaz.

Kitaplar dolusu “hayaller” o “an” kadar etkili olmayabilir.

İzlediğin tüm filmlerin toplamdaki etkisi o “an” kadar olmaz.

Bence her insanın ömründe an az bir kez bir o “an”ı olmuştur.

Beynimizin sınırlarını halen çözemediğimiz için duygularımızın karar mekanizmasındaki rolünü uzunca tartışabiliriz.

Ama şu bir gerçek ki beynin karar alma mekanizması bizim için çok çok kısa sürede olsa da çalışan bir beyin için çok kısa değil.

Elinden kayan bardağı tutmak için göstermiş olduğun refleksin bir “an”dan daha kısa bir sürede beynin karar aldığı ve elimize komut verdiğini düşünemeyiz.

Dakikada 80 kez atış yapan kalbin çalışmasından kalın bağırsaktaki bakterilere varıncaya kadar her gün sayısız işlemle uğraşan beynimizin kararlar alması çok çok kısa olabilir ama gördüğün bir olaydan sonra çözümleme yapman yıllarını dahi alabilir.

Otomatik pilottayken hiçbir sorun çıkarmayan beynin, sabahın ilk saatlerinde iki kalp atışı süresinde donabilir manuel pilota geçince. Açma-kapama düğmesi olmadığından ya da daha bilmediğimizden o “an”ı çözümlemen için günler yetmeyebilir.

An olur donarsın ve anlamazsın!

An olur aydınlanırsın, zaman durur.

Film şeridi gibi aydınlanmana sebep olan tüm gelişmeler gözünün önünden geçer.

Mutlak doğruya ulaştığını zannedersin.

Mutlak doğrun 7 milyar insanın doğrusu olmasa da!

7 milyar insanın o “an” da olduğunu bilmesen de.

“Doğru her zaman tektir” diyen büyüklerimizin inadına insanoğlu hiçbir zaman aynı doğru üzerinde durmadı.

Herkesin bir mutlak doğrusu vardı ve herkes kendisini “mutlak” kabul etti insanlık tarihi boyunca.

İlahi olmayan hiçbir konuda “mutlak” olamadık aslında.

Aslında ilahi olan konularda dahi “mutlak” olamadık.

Çünkü her seferinde manuel pilottaydık!

Şu 4,5 milyarlık Dünya’da tarihsel olarak yıkımların hepsinin bir ortak noktası var bence:

Manuel pilot aktif!

Oksijeni kana verip kandaki karbondioksiti atıp aynı anda kanın akciğerlerimizde soğuduğundan vücut ısımızı ayarlarken saniyelerin dahi geçmediği bir ortamda otomatik pilottayken kırmızı ışıktan geçmek için manuel pilota geçme süremiz dahi aptallığımızın göstergesidir!

Orta Çağ’da ne kadar aptalsak, dünya savaşlarında da aynı aptaldık!

Yaşadığımız gezegeni hızla yok ederken Mars’ta hayat kurmak için harcadığımız çaba ne kadar aptalca ise ölen her çocuğun sorumlusu aptal insanoğludur.

Bu aptallıklarımızın çoğunda hep manuel pilottaydık.

O kadar donanımlı ve teknolojik bir kafamız var ki halen manuel pilotu çözemedik.

Çözemediğimiz için dünya bu halde…

Aydınlandığım “an” buydu:

İnsanoğlu hep aptallık peşinde…

Bu koronavirüs belası dahi yine manuel pilot hissi veriyor.

Avrupa’da ve ABD’de bugün koronadan ölenlerin yarısı huzur evlerinde kalanlara aitse insanoğlu bence ömrünü tamamlamıştır.

Kıyametin kopmaması için güneşin batıdan doğması dışında bir alamet kalmadı bence.

Bizim için yıllar başka boyutlar için saniyeler düzeyinde ise biz belki de şu yaşadığımız tarihte kıyameti yaşıyoruz.

Farkında değiliz belki ama şu “an” da kıyamet kopuyor olabilir!

O kadar aptalız ki belki bunun dahi farkında değiliz!

mahirtemur@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Ekm

Komik oluyorsunuz!

23Ekm
21Ekm

Cumhurbaşkanı korkusu!

19Ekm
15Ekm

Aşure siyaseti