AK Partili vekillere açık mektup


İki gün sonra öğle saatlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtemelen Malatya Havalimanı’na inip, 1 ve 2. OSB’nin arasından geçen duble yoldan devam edip Malatya’nın batıya tek bağlantısı olan Beylerderesi Viyadüğünden geçip büyükşehir statüsündeki şehirler arasında tek çevreyoluyla tarihe geçmiş duble yoldan hareket edip Malatya’yı boydan boya ikiye ayıran İnönü Caddesi’ne girdikten kısa bir süre sonra Büyükşehir Belediyesi’nin yanına yaklaşık 30 bin sandalyede oturan Malatyalılara hitap etmek için kurulan standa geçecektir.

Keşke bir tur rehberi Cumhurbaşkanımızın yanında olsa…

Malatya Havalimanı ile Büyükşehir Belediyesi arasında seçim otobüsünün içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a rehberlik eden bir Malatyalı olsa güzel olmaz mıydı?

Beylerderesi Viyadüğünden geçerken, “Türkiye’nin en eğlenceli viyadüğünden geçiyoruz Cumhurbaşkanım. Malatyalılar bu viyadüğün taş düşürdüğünü söylüyor. Ayrıca bu köprü 40 vilayeti batıya bağlayan tek köprü ile kendi alanında birinci sırada Sayın Cumhurbaşkanım” sözü ile başlasa fena olmaz mı?

Mesela Özsan Sanayi Sitesi’ni önünden geçince tur rehberinin, “Sayın Cumhurbaşkanım, bu yol Türkiye’de şehirler açısından çok önemli bir yol. Her gün Malatyalılar; Vanlılar ile Şırnaklılar ile Diyarbakırlılar ile Bingöllüler ile hatta Siirtliler ile aynı yolu kullanıyor. Her sabah işe giderken Güneydoğu Anadolu bölgesine bağlı araçlar ile Doğu Anadolu bölgesinin araçları bu çevreyolundan geçiyor. Biraz trafik oluyor ama Malatyalılar, kendi iş yolu ile şehirlerarası yolun aynı olmasından çok memnun” demesi güzel olmaz mıydı?

Ya da Dedekorkut Parkı’nın yanından İnönü Caddesine girildiği zaman tur rehberinden şu sözler dökülse nasıl olurdu:

“Sayın Cumhurbaşkanım; Türkiye’nin en uzun caddesine girdik. Şu anda siz geleceksiniz diye araç trafiğine kapalı ama bu cadde Malatya’nın her şeyi. Belediye ve Halk otobüslerinin yüzde 85’i bu caddeden geçiyor. Malatya’da 180 bin aracın en azından 100 bini her gün bu caddeden geçiyor. Alternatifi olmayan bu cadde de Türkiye’de tektir.”

 

***
***

 

Biliyorum, yukarıda uydurduklarımın olma ihtimali yok!

Fakat milletin oylarıyla seçilen bir Cumhurbaşkanı’nın bir şehir ziyareti için yapılan şaşalı karşılamaya bi şey demiyoruz ama en azından Cumhurbaşkanı Beylerderesi Viyadüğünden geçerken bu viyadüğün tek köprü olduğunu, bu köprü yıkılsaydı şimdi helikopter ile şehre girebileceğini söyleyen bir kişi olsa fena olmaz mı?

Saklamak yerine belki de ağzından çıkan her cümlenin “emir” sayıldığı ve hemen o emrin yerine getirildiği bir ortamda Malatya’nın köklü sorunları dillendirilirse fena olmaz mı?

200 bin nüfuslu komşumuz Adıyaman’da üç çevreyolu varken en azından Kuzey Çevreyolu ile ilgili iki çift laf söylense bu yılan hikâyesine dönmüş çevreyolunun bitimi hızlanmaz mı?

Alın size fırsat…

Korkmak yerine viyadüğün üstünde bu sorun anlatılırsa ve çevreyoluna gelindiği zaman da Kuzey Çevre Yolu’nun makûs talihi bilgisi verilirse sizce ne olur?

Çok güzel olur Sayın vekillerim, çok güzel olur.

Malatya için Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sadece bu iki sorunu iletin lütfen.

Yazıya başlarken “Cumhurbaşkanına açık mektup” başlığını koymuştum ama açık mektubu size yazmaya karar verdim.

Öznur Çalık…

Ahmet Çakır…

Bülent Tüfenkci… 

Hakan Kahtalı…

Arıtma Tesisi ve TMO’nun kayısı alımı belki de yıllardır söylenen ama bir türlü yapılamayan bir icraattı.

Fakat en az TMO kadar çevreyolu da, Malatya sanayisinin kalbi OSB’lerin tek geçiş güzergahı Viyadük de önemlidir.

En azından bu işin ne kadar önemli olduğunu ilk ağızdan Cumhurbaşkanına anlatırsanız sonuç alacağınızı düşünüyorum.

Saygılarımla…

Mahir…

 

TİGEM’de neler oluyor?

TİGEM Sultansuyu Harası’ndaki yapıların yıkım kararından sonra yapılan açıklamalar kafa karıştırdı.

Sivrice depreminden sonra Hara’daki tek katlı ve iki katlı kerpiç evlerin ağır hasarlı olduğu için yıkılma kararına ilk tepki gördüğüm kadarıyla Malatya Tarım Platformu Başkanı İhsan Akın gösterdi.

Endişeli olduklarını ve o yapıların çürük olmadığını söyledi Akın.

Sonra MHP Malatya milletvekili Mehmet Fendoğlu konuyu Meclis’e taşıdı ve “Sultansuyu Harası zarar ettirilerek kapatılmak mı isteniyor?” diye Tarım ve Orman Bakanı’na soru sordu.

Daha sonra Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Şevket Keskin, yıkım kararının çok yanlış olduğunu ve hangi müteahhitle anlaştılar, diye sert bi açıklama yaptı.

Bu açıklamalardan sonra dün Malatya Mimarlar Odası Başkanı Yunus Emre Fidanel ile görüştüm.

Hara da inceleme yaptıklarını söyledi.

Ve şu metni gönderdi bugün;

“Bu yapıların taşıyıcı sistem statik analizlerinin yapılması için Çevre Şehircilik Müdürlüğünün ve İnönü Üniversitesinin bu alanda hizmetinin olmaması sebebiyle ihaleye çıkılmış olup, ihaleyi kazanan firmanın yapmış olduğu çalışmada kolonlardan alınan karot numuneleri, demir tespit röntgenleri ve statik analiz raporları  tarafımızca yerinde incelenerek taşıyıcı sistemlerin niteliğini kaybettiği görülmüştür. Son deprem yönetmeliğine göre beton dayanımı C25 değerinin altında kalan betonların kullanımı yasaklanmıştır. Bu yapılardan alınan karot numunelerinin ise C6,C8,C16 olduğu ortaya çıkmıştır. Röntgen sonuçlarıyla bazı kolon ve kirişlerde neredeyse hiç demir kullanılmadığı, demirli kirişlerde ise etriye aralıklarının 25-30 cm olduğu görülmüştür. Statik analiz raporları bilgisayar ortamında çok hassas hesaplama yapan programlar kullanılarak elde edilir. Sonuçları insan isteğine bağlı analiz raporlamak teknik olarak mümkün değildir. Bu yapılar 40 yaşının üstündedir ve betonarme ömrünün ortalama 50 yıl olduğu gerçeği ise teknik analiz raporlarını bir kez daha doğrulamaktadır.”

Kısacası Mimarlar Odası diyor ki bu yapılar kesinlikle ağır hasarlı, yani çürük…

Daha sonra İl Kültür ve Turizm Müdürü Çetin Şişman’ı aradım.

Şu bilgiyi paylaştı:

“İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak konu ile yazımızı Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü'ne ilettik. Kurul tarafından görevlendirilecek uzmanlar alanda inceleme yaparak binaların tescile haiz olup olmadığı ile ilgili karar verecektir. Karar verilinceye kadar alanda ilgili idare tarafından herhangi bir işlem yapılmayacaktır.”

Çetin Bey ile görüştükten sonra TİGEM Sultansuyu Harası’nda bir yönetici ile konuştum.

Toplamda o bölgede yıkılacak 14 bina varmış.

Bu da 34 konuta tekabül ediyor.

Çoğu iki katlı sadece 1 tane üç katlı ve 6 tane de tek katlı lojman varmış.

İhale süreci 30 Mayıs 2020’de başlamış 16 Haziran’da bitmiş.

Toplamda Türkiye genelinden 15 firmaya davet gönderilmiş.

Teklif veren 5 firmaymış.

En düşük fiyatı veren Malatyalı firma yıkım ihalesini kazanmış.

Bu binaların söylendiği gibi tarihi veya sanatsal bir yapıda olmadığı ile ilgili birkaç görüşme daha yaptım.

1975 yılında yapılan binalar…

Tarihi veya sanatsal bir özelliği yoksa…

Bağımsız bir kuruluş olan Mimarlar Odası tarafından açık bir şekilde “çürük” raporu verilmiş ise…

İhalesi pandemiden dolayı posta yoluyla kapalı zarflar şeklinde teklif verme ile yapılmışsa…

Hatta itiraz edenler verilen teklifleri dahi bence görebilir.

Bunlar ortadayken bu kadar kıyamet koparmayı anlayamadım.

Depreme dayanaklı değilse ve o bölgeye yeni yapılar yapılacaksa niye bu kadar sorun oldu, gerçekten anlayamadım.

Kale’de, Doğanyol’da ve Pütürge’de depremzedelerin yaşadıklarını kaç kez yazdık.

Bence bu tarafa bi bakın, 40 yıllık çürük binaların derdine düşeceğimize Malatya’nın doğusunda yaşanılan sıkıntıları anlatsak daha faydalı oluruz diye düşünüyorum.

https://twitter.com/mahirtemur

mahirtemur@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Ercan Cinyol | 23 Ekim 2020 17:44

    Şehit Fevzi Mahallesi içinde sadece açıkladık demek için ortaya tahmini rakamlar atıp biz üzerimize düşeni yapıyoruz edası içindeler. Cumhurbaşkanımızı seviyoruz ama Allah'tan da korkuyoruz. Yerel siyasetinde Allah korkusu olması lazım. Şehit Fevzi Birlik Platformu

YAZARIN SON 5 YAZISI
30Kas

Akif Çelik

28Kas
26Kas

Başkan Gürkan’ın Önsöz’ü

25Kas

İhale Vali Bey’e mi kaldı?

20Kas