Festivalim Geldi


Ben sinemaseverim. Yani “sinema severim”, ama şu bizim festivali sevemedim.

Film festivalleri Türkiye’de bir belediye fetişizmidir. İstanbul Film Festivali’nde bir avuç film yarışır;  hooop aynı filmler, gider Antalya’da, Ankara’da, Adana’da yarışır. Anlarım.

Ama festivaller, panayıra döner; Ayvalık, Mardin, Safranbolu, Eskişehir, Diyarbakır, Erzurum, Bodrum’da yarışmalar olur. Eee tabii bir ara Malatya’ya da uğrar. 

Malatya’ya uğrar da Elazığ öyle bakar mı? Onlar da patlatırlar bir festival. Ciddiyim, inanmazsanız bakın. https://www.haberturk.com/elazig-da-film-festivali-basladi-2441125. Adı da “Çayda Çıra Film Festivali”. “Alakaya çay demle” deyimine uygun bir festival.

Daha ilginci “Gezici Festival” bile var, Ankara’da başlayıp Sinop’ta bitiyor. Bunda da ciddiyim.
Ayrıyeten, tematik festivaller de var. İşçi Filmleri, Kadın Filmleri, Deniz Filmleri, Dağ filmleri vs. Aynı şeyin lacivert tonları yani.

Festivallerin asıl amacı sinema sektörünü geliştirmek. Peki, yıllarca yapılan bu dünya kadar festival, Türk sinemasının gelişmesine bir katkı sağladı mı?

Sanki sağlamadı gibi görünüyor. Sinemaya gitme oranı %45,1 azalmış. Gidilen filmler de kaliteli değil zaten. Türk yapımları içinde de cinli korku filmleri ve ucuz komedi filmleri ve dışında gişe yapan kaliteli Türk filmi (Müslüm, Bizim İçin Şampiyon, Çiçero gibi) sayısı çok çok az. 

Film çekmeye çalışan yönetmenlerin tabii ki çok büyük sorunları var. Hiç bir yapımcı garanti gişe yapacak filmler dışındaki filmlere para vermiyor.

Gişe olmayınca Kültür Bakanlığı ödenekleri devreye giriyor. Doğrusu bu iyi bir kaynak, geçen yıl 28 filme 500,000 ile 1,000,000  lira arasında ödenek verilmiş. Ama neye göre, kime göre. Listeyi google’den arattırın, birini seyrettiyseniz Yeşil Sinema ile Park AVM arasında 20 kere koşacağım.
Veeee son kaynak festivaller. Sıkı durun yönetmenler; festivallerden ödül yani para alma yollarını açıklıyorum:

Bir kere direkt anlatım olmayacak, ,imgeli mimgeli, benzetmeli bir konu olacak. Sıra dışılık ön planda olacak, aşk olabilir ama arka planda olacak. Devamlı bir emin olamama; sorgulama, kaşıntı hali göze sokulmalı.

Filmin adı ya cümle gibi olacak (soğuktu, yağmur çiseliyordu; kan dökülecek gibi) ya belirtisiz isim tamlaması olacak (bahar sıkıntısı, kılıksız mavi gibi) ya da tek kelime olacak (mahrem, buhran, ada gibi). 

Tanınmış oyuncu mümkün mertebe kullanmayacaksın. Ne başrol erkek çok yakışıklı olacak, ne de başrol kadın çok güzel. Erkeğin geçmişinde bir hapse girme, skandala bulaşma varsa o da olur.

Çekimde az insan olsa daha iyi olur; börtü böcek, köpek, ağaç çekmelisin.

Senaryo ya hiç konuşmalı olmayacak ya da uzun uzun diyalog olacak. Konuşmalarda hep bir çözümsüzlük, kötümserlik, kaotik oram olmalı.

Filmi sonu da muallakta bitmeli, sanki film bitmiş de olaylar devam ediyor gibi.

E zaten bunları yapmazsan da bir ödül kazanır film. Çünkü ortada bir sürü ödül var. Bizim Malatya Uluslarasaı Film Festivali (MUFF)’un ödüllerinin isimlerinin sıralı tam listesi: 

Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması
Ulusal Kısa Metraj Yarışması
Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması
Uluslararası Kısa Metraj Yarışması
Malatya Film Platformu Finalistleri: TRT Ön Alımı Finalistleri
Ertem Eğilmez Filmleri Finalistleri
TRT Kısa Film Desteği Finalistleri
Ulusal Uzun Metraj Panorama
Ulusal Kısa metraj Panorama
Uluslararası Panoroma
Uluslarası Senaryo Geliştirme Desteği

Ayrıca ödüller kategorilerle de bitmiyor. Örneğin ulusal kategorinin “En İyi Yönetmen, En İyi Senaryo, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, Fahri Kayahan En İyi Müzik, Kemal Sunal Halk Ödülü (En İyi Film), Jüri Özel Ödülü (En İyi Film), Türk Sinemasına Katkı Ödülleri” gibi alt ödülleri var.

Yönetmenlerin, yapımcıların ve oyuncuları bir de jüri üyeliği, danışmanlık, konuk sanatçılık gibi ‘harcırah’larını da sayarsak sinemacı için iyi iş. Sorun bu filmlerin seyirciye ve geniş kitlelere yansıyacak işler olmaması.

İşin belediye tarafına da girmeyeyim diyorum ama orada da garip işler var. Örneğin bu sene önce festivali organize edecek kişiler belirleniyor, sonra “Film Festivali organizasyonu hizmet alım” ihalesine çıkılıyor. 

Bütçe yönetimi kim tarafından yapılıyor, belli değil. Ayrılan bütçe örneğin geçen yıl 4 milyon lira, bu yıl belli değil, ucu açık. En azından kamuoyuna açıklanmıyor. 

Şehrin “Kayısı Festivali” çeşitli bahanelerle yıllarca yapılmazken Film Festivali 9 yıldan beri büyük bir istikrarla sürdürülüyor. 

Seçim öncesinde aşırı borç yükünden dolayı bu yıl festival yapmayacağını açıklayan Başkan Selahattin Gürkan Ankara’dan gelen baskılarla yeniden düzenleme yaparken belki de ironik bir şekilde “hepimiz hayat filminde oynuyoruz” diyor.

Festival yönetimi Temmuz ayında Malatya Belediyesini  “sistemsizlik ve isteksizlik” ile suçlayan ve önceki yıllarda da festivali düzenleyen Suat Köçer isimli şahsa veriliyor.
Festivalin tanıtım toplantısı İstanbul’da yapılıyor. 

Festivale 9 gün var ve https://malatyafilmfest.org.tr/ adresinde ne program, ne film isimleri var. 
Yani Malatya, Malatya olalı böyle film görmedi. Eee, bu filmleri da sitenin yöneticisi Mahir Temur o güzel eleştirel üslubu ile yazsın bir zahmet.

mturfandam@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • NİHAT BEYHAN | 13 Kasım 2019 10:14

    Değerli hocam;Malatyamız ile ilgili serbest yazılarınızı okuyoruz.İlin sahipleri ve akil insanları azaldı.Bu şehir kan kaybediyor.Endişelerini,gerçekleri ve gördüklerini Malatya adına yazan,çizen,konuşan kalmadı.Lütfen yazın,söyleyin.Olur ya birileri duyar,mahçup olur,doğruyu bulur .Lütfen yazın!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Kas

Cebimizdeki Dolandırıcı

06Kas

Festivalim Geldi

29Ekm

Tatil Değil Bayram

22Ekm

Bir Serkan gecesinin analizi