Aşı karşıtlığı, aptallığı bulaştırmaktır


Yukarıdaki resme bakın lütfen. Fulü görüntüdeki genç 28 yaşında İTÜ öğrencisi. Çocukluk yaşında geçirilen kızamık sonrası gelişen yavaş virüs enfeksiyonu SSPE (subakut sklerozan panensefalit ) hastası. Yani aşı ile korunulabilen bir hastalığın yıllar sonraki sonucu değer mi? (Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-olumcul-sspeye-yakalanan-28-yasindaki-hastanin-annesi-destek-bekliyor-11-681-83942.html)
    

Geçen hafta Soner Yalçın’ın   “Kara Kutu” adlı kitabı ve sağlıktaki komplo teorilerinin halk sağlığına zararlarına değinmiştim. Bugün ise aşı karşıtlığı ile ilgili biraz kelam edeceğim. Ama ne anlatırsak anlatalım; çocuk felci, menenjit, hepatite bağlı gelişen siroz, boğmaca ile nefes alamayan bebek, hamileliğinde kızamıkçık geçiren anne bebeği, suçiçeğine bağlı beyin sapı iltihabı olan hastaları görmezseniz benim dediklerimi anlamayabilirsiniz. Onun için yazıyı okurken arada bir yukarıdaki resme bakın lütfen.
    

Evet, sağlıkta gereksiz şeyler de var. Türkiye gereksiz antibiyotik kullanımında, kişi başına yapılan MR ve bilgisayarlı tomografi çekimlerinde OECD lideri. Bunun nedeni de sağlık ortamının kural tanımaksızın piyasalaştırılması ve özelleştirilme maalesef. Sağlık şirketleri, ilaç tekelleri, özel hastaneler, şimdi de şehir hastaneleri tedavi hizmetlerinden, ilacın ve teknolojinin tüketiminden para kazanıyor. Ama koruyucu sağlık hizmetleri (aşılama, doğum kontrolü, çevre sağlığı, kanser taramaları vs.)’nin böyle bir amacı yoktur ve ucuzdur. Ancak Türkiye’deki son 15 yıldaki toplumdaki yapısal dönüşüm koruyucu sağlık hizmetleri ve aşıya sekte vuruyor. 

  

 “Aşı yaptırmaya mecbur değilim hareketi” ya da “benim çocuğum, benim kararım” zırvaları yüzünden yakında salgınlar görürsek şaşmayalım. Dünyadaki salgınlar bazen kendini akıllı zanneden kötü kişiler ya da zekâ özürlüler yüzünden başlayabilir. Kedilerin şeytan olduğunu düşünen ve onları öldüren bağnaz ve zekâ özürlüler yüzünden 15. yüzyılda Avrupa’da şehirleri fareler bastı, veba salgını başladı.
    

Halk peki niçin aşı yaptırmıyor. Söylenenler: 
    

-Doktor…..öyle söyledi.

-Aşılar otizm yapıyor, çocukların DNA’sını da bozuyor.

-Aşıda cıva var.
    

-Aşılar İsrail’den geliyor, domuz kanından yapılmış olabilir.
    

-Aşıyı yaptırmayanların çocuğuna bir şey olmuyor.

    

Türkiye’de en önemli aşı karşıtlığı sebebi  maalesef doktorlar ya da entelektüel görünen popülistler. Karatay çıkar, “aşıda alüminyum var” der; S. Yalçın “bunlar Rockfeller’in oyunu” der; Mine Kırıkkanat gibi “çoğu aşı gereksiz, suçiçeği aşısını sadece erişkine yapalım” diye kendince fikir yürütür; birisi çıkar “iluminatinin oyunu bunlar, soyumuzu kurutmak istiyorlar” diye iyice zırvalar. Bunlar söylemese şehrinden çıkmamış, evinde yemeğini kaynatan anneler nereden bilecek aşıdaki cıvayı, Rockfeller’i. Bunlar bir konuşur, yazar;  değil 40 akıllı 40 milyon toparlayamaz daha. 
    

Bu adamların kaynakları da batının bağnaz gruplarının çıkardığı yayınlar.  Aşı reddi ABD'deki Evangelist dini cemaatlerin yarattığı saçmalık. 1998’de MMR aşısı ile otizm aşısı arasında bağlantı olduğuna dair bir makale yayınlandı. Ancak bu yayının ciddi şekilde kusurlu ve sahte olduğu tespit edildi. Yayın sadece 8 otistik çocuk üzerine yapılmış, teorik bir yazıydı; yani bilimsel olarak çöptü.  Dergi editörleri özür dileyerek yazıyı çekti. İşin sürprizi ise makale yazarı Dr. Wakefield’in aşı üreticilerine dava açan avukatlarla para ilişkisi içinde olduğu ve avukatların da Evangelistlerce finanse edilmesi. Şimdi bile bir İngiliz’e MMR (kızamık, kızamıkçık, kabakulak) aşısı yaptıramazsınız.
    

Otizm teşhisi konulma yaşı ile aşı zamanı çakışıyor. Yani çocuk aşı oluyor, bir sure sonra otizm belirtileri göstermeye başlıyor. Sonra aile diyor ki “aşı yaptırdık, çocuk otistik oldu”. Yani bilimsellikten uzak tesadüfi sonuçlar yüzünden 20 yıldan beri uğraşıyoruz. Onlarca epidemiyolojik çalışmada, MMR aşıları ile otizm arasında ilişkiyi destekleyen hiçbir veri elde edilemiyor. Şimdi ise kızamık yeniden hortladı, salgının kökeni ise herkesin sandığı gibi “Suriyeliler” değil, “Avrupalılar”. Kızamık nerdeyse bitmişken bu aylarda yeniden kızamık aşısı 9.ayda vurulmaya başlandı.
    

2002 yılında 5 yaş altı ölüm hızı 1000 camlı doğumda 40 iken 2018’de bu rakam 11,4. Aşılama oranı ise 2002’de  %67; 2018’de %97. Bilimsel ilişki budur; 8 çocukta otizm nedeni olarak aşıyı görmek ise sadece sahtekârlıktır.
    

Yani  "batının ilmini alıp kültürünü almayalım” anlayışı", "faydalı hiç bir şeyini almayıp aptallığını alalım”a döndü şimdilerde. İnsan zekâsının bir sınırı olmadığı gibi aptallığının da sınırı yok. Cahillik öyle yayıldı ki kendi çocuğunun aşılı olmadığı söyleyen çocuk doktorları duydu kulaklarım. Çünkü bilgi yayılım hızının artması cahillik ile birleşince muhteşem fırtınayı oluşturdu. İnsanlar beyaz veya kırmızı arka fon üzerine siyah yazıların yazdığı facebook ve instagram postlarını bir gerçek gibi kabul ediyorlar. Dünya ve ülkemiz giderek daha da bunun acılarını çekiyor ve belki de çekecek. 
    

Bir topluma ihanet etmek isteyen aşı karşıtı olur. Aşısız çocuk, bombalı yelekle gezen çocuktur. Anlatayım:
    

Mikroplar terör örgütleri gibidir; yeni doğan çocuk kendini öldürmeye niyetli bu örgüte karşı dirençsizdir. Ancak mikroplara maruz kaldıkça vücudundaki savunma mekanizmaları gelişir. Bir virüsün özelliklerini tıpkı kontrgerilla gibi onunla bildiği dilden konuşarak savaşacak özel timler (antikorlar) üretir. Her mikroba karşı da ayrı kontrgerilla timleri harekete geçer. Aşı ise bu savaşın tatbikatıdır. Vücuda etkisi çok azaltılmış mikrobu verince nasıl savaşacağını öğrenir. Yani “suçiçeği geçirsin de savaşmayı öğrensin” mantığı senin çocuğunda sadece koca yara izleri bırakmakla kalmaz; beyin iltihabı, zatürre ile ölümüne de neden olur. “Savaşmayı öğrensin” sadece soğuk algınlığı gibi genelde sekel bırakma riski olmayan hastalılar için geçerli olabilir. 
    

Çocuğunuz tüm hastalıklara bağışık ise ”süper insan”dır. Ama yok böyle bir çocuk. O zaman aşıyı yaptıracaksın. Tabii ki tüm hastalılara karşı aşı yok. Ama senin kuşkuyla aşağıladığın şirketler bunun için çalışıyor. Türkiye, keneden bulaşan “Kırım Kongo Kanamalı Hastalığı” için aşı çalışmaları yapıyor. Türkiye bu hastalığı tehdit gördüğü için yapıyor, malum bu hastalıktan 2002-2017 arasında bu hastalıktan 510 kişi kaybedildi. Yabancı şirket de patentini alıp para kazanmak için aşılar üretiyor. Sıtma, AIDS aşıları deneme aşamasında, eğer kullanıma sunulursa bizde değil ama dünyada milyonlarca insanın hayatı kurtulacak. E, kazandıkları para da helal-i hoş olsun.
    

Tıpkı terör eylemlerinde olduğu gibi bir kişinin bile etkilenmemesi için devletin tedbirler alması gerekiyor. Çünkü aşı yaptırmayan çocuklar 1 yaşın altında direnci olmayan çocuğa; bağışıklık sistemi zayıf olduğu için aşı cevabı vermeyen diğer “masumların” ölümüne sebep olur. Ayrıca aşı yaptırmayan kişide virüs mutasyon geçirip yeniden salgın yapabilir, aşı yapılanlarda da hastalık çıkabilir. Yani terör örgütünü tam kurutmak gerek. 
    

Kamunun sağlığı bireyin çıkarlarından üstün gelir. Aşı yaptırmamak kamu sağlığını riske atar. Aşı yaptırmamak kişisel tercih olabilir belki. Ama o çocuğun, benim çocuğumun sağlığını tehdit etmeye hakkı yok. Aşısız çocukları okula almayan ülkeler var, biz de yapabiliriz. Ya da toplum içinde yaşamaya devam edenlerden ağır vergiler alınarak halk sağlığını tehdit etmenin tazminatı alınmalı, versin 100,000 TL., aşılatmasın. Çocuğuna aşı yaptırmayıp, çocuğunun korunmasını kasıtlı olarak engellemek “çocuk istismarı” bile kabul edilebilir. Sen çocuğunu aşılatma, sonra da “çocuğu salgın hastalıktan ölen baba,  doktoru bıçakladı” haberi Show TV’de yayınlansın, değil mi? 
    

Yok aşı kısır yapıyormuş, yok içinde cıva varmış. Bir iki popülist adamdan duyduğun bilgilerle aldığın karar sadece senin çocuğunu etkilemiyor,  onunla temasta olan her çocuğun canını tehlikeye atıyor. Canan Karatay gibilerin aklına göre mi davranacaksınız?  Telefon dolandırıcılarının, kandırıp sokağın ortasına on binlerce lira parayı market poşetinde bıraktırdıkları kadının lafına inanmaya devam edin. Ahmet Rasim Küçükusta hocanızın bir tane bilimsel yayını yok, hangi birini sayayım.
    

Kişisel deneyimlerin, özellikle de sağlık çalışanı olmayanların deneyimlerinin hiçbir önemi yoktur. “Suçiçeğini çocukken geçirdim, bir şey olmadı; o zaman aşıya gerek yok” ya da ”menenjit nadir bir hastalık, 1/10000 sıklıktaki bir hatalık için herkese aşı gerekmez” diyenlerin zararları inşallah sadece kendilerine olur. 
    

Peki, niye aşı karşıtlığı ABD’den yayılıyor? Soner Yalçın’ın komplo teorisi olur da benim olmaz mı? ABD sosyal devlet değildir. Tüm aşıları ya pahalı özel sigortan yaptırır, ya da aşıları kendin yaptırırsın (burada devlete maliyeti 14 lira olan suçiçeği  aşısı orada özelde 135 dolar (yaklaşık 800 lira)’dır. O zaman da devletten birileri aşı yaptıramayan ailelerin mutlu olması için “aşı karşıtlığı”nı ortaya atar. ABD hep dünyayı sömürecek değil ya, kendi vatandaşını kandırıyor. O zaman da aşı yaptıramayan aile, aşı yaptırmamakla bir şey kaybetmediğini aksine kazandığını düşünüyor. Yani devletin politikası da aşı karşıtlığına etki ediyor.
    

Evet, kapitalizm bir sorundur, ancak bilim düşmanlığı daha büyük bir sorundur. Kapitalizme karşısınız ama şu anda dünyada kullanılan çocuk felci aşısını SSCB geliştirdi. Küba dünyada aşılama oranı en yüksek ülke. Alternatif tıp piyasasındaki onlarca alternatif tedavi yöntemleri (ayurveda, şelasyon teavisi, diet bazlı tedaviler, vitaminler, vs.) ise kapitalistlerin tekelinde; bir de bunu düşünün efendim. 
    

Bugün Türkiye’de rotavirus ishal aşısını ve meningokok aşısını devlet yapmaz. Çünkü aşı devletin alabileceğinden pahalıdır. Yani aşının yapılmaması zararlı olduğunu göstermez. Ancak devlet büyük alıcıdır, pazarlığını yapar alır. Örneğin zatürre aşısı 180 lira iken önce zorunlu değilken şimdi ucuz alımdan dolayı programa girmiştir. Türkiye devleti burada haklıdır, öncelik daha yaygın daha tehlikeli hastalıklara ve daha ekonomik aşılara olmalıdır tabii. İmkânı olan da bu iki aşıyı yaptırsın bir zahmet.
    

Son olarak, batıyı suçlayıcı komplolara inanmadan önce girdiğiniz bu garip kafaların kaynağının çoğunlukla ”batının okumuş cahillerinin” olduğunu bilin. Aşıları üreten ilaç endüstrisinin kâr hırslarının herkes farkında. Ancak bu sorunun çözümü aşıyı reddetmek olamaz, yerli aşı üretimi gerçekleşene kadar “haydi çocuklar aşıya”

mturfandam@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 2

  • mehmet ali | 06 Aralık 2019 20:26

    bu kadar güzel anlatılır. yüreğinize sağlık

  • Ali Topcu | 06 Aralık 2019 20:13

    Ben doktor degilim sagligin icinde olan bir doktorun isyani gercekleri haykirmasi olarak goruyorum. Ulkemizin tibbi asilar uzerinde calismalarini ilac sektorunde bagimsiz hale gelmesi icin gerekli calismalari en ust seviyeye cikarmasi gerekir. Toplum biliclendirilmelisaglikgin onemi vurgulanmali agzina saglik hocam tesekkurler. .

YAZARIN SON 5 YAZISI
16Ara

Sabreden kazanır

06Ara
28Kas

Kara Kutu'nun içindeki tehlike

21Kas

Eyyyytt Ekonomimiz Çok İyi!

14Kas

Cebimizdeki Dolandırıcı