Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım!


Değerli Kayısı Haber okuyucuları öncelikle uzun bir aranın ardından yeniden sizlerle bir arada olmanın heyecanını yaşadığımı belirtmek isterim.

Bazı sebeplerden dolayı bu aralar futbol adına bir şeyler yazamadım. Bulduğum ilk fırsatta da naçizane transfer dönemi ve önümüzdeki süreç ile ilgili birkaç cümle etmek istedim.

Düşüncelerimi aktarmadan önce bir Malatyalı olarak sizin kadar ben de yeni sezonu dört gözle beklediğimi ifade edeyim. 

Futbol adına bu sene çok heyecan verici bir sezon yaşayacağımızdan hiç şüphem bile yok. 

Dün kendi kendime düşünürken çok kısa bir sürede nerden nereye geldiğimiz aklımdan geçti.

Gözbebeğimiz efsane Malatyaspor’un elimizden kayıp gidişi ile hepimiz umutlarımızı yitirmiştik ama Yeni Malatyaspor ile yeniden ayağa kalktık ve tarih yazmaya başladık.  

Bir takım düşünün…

Çok kısa sürede alt liglerden üst liglere çıkmış, şehrin eski takımının yerini doldurmaya çalışırken bir anda eskisi kadar efsane olmuş. 

Evet. Hem de ne efsane. 

Tarihimizde ilk kez çıktığımız Süper Lig’de 2. senemizde önce kupada yarı final ardından ligde 5. lik ve sonuç itibariyle Avrupa. 

Allah yolumuzu açık etsin. 

Hem şehrimiz hem takımımız için tarihi bir dönemin arifesindeyiz.

 Umarım güzel maceralar yaşarız.

Şimdi gelgelim asıl meselemize…

Tamam Avrupa güzel hoş da Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım.

Çok değil yakın zamanda Avrupa’ya giden takımlarımızın hali ortada.

Akhisar Avrupa’ya gittiği yıl küme düştü, Osmanlı aynı şekilde. Konya gittikten sonra darmadağın oldu ve güçbela toparladı. Bursa’nın Şampiyonlar Liginin ardından her geçen yıl dibe vurması ve en sonunda ligden düşmesi de buna örnek olarak verilebilir.

Hülasa ciddi ve sağlam adımlar atmamız gerekiyor.

Eğer yönetim doğru kadro mühendisliği ile doğru planlama yapmazsa ve işi profesyonelce yönetemezse Allah korusun yukarıda ismini saydığım takımların durumuna biz de düşebiliriz. 

Ligden düşeriz gibi karamsar senaryolar üretmek istemiyorum ama yaz yaşadığımız yerde bir anda karakışa girmeyelim.

Bakın buranın altını kalın harflerle çiziyorum, mesele Avrupa’da başarılı olup olmamak değil mesele Avrupa’nın olası yan etkilerinin ciddi boyutlara ulaşıp ulaşmaması.  

Biraz önce de belirttiğim gibi kadro mühendisliğinin ince elenip sık dokunması lazım. 
Yola çıkılan teknik direktör ve ekibi ile iyi iyi bir kontak kurulması ve ortak hareket edilmesi lazım. 

Tamam bu sene iyi oyuncular şart. 

3 kulvarda mücadele edecek takımın kadrosunun geniş olması gerekir…

 Ammmaa…

 Ekonomiyi ve maliyeti de göz önünde bulundurarak takım dengesini bozmayacak ve takıma zarar vermeyecek transferler yapmamız gerekir diye düşünüyorum.

Mesele sadece transfer ve maliyet mi?

Değil.

Öyleyse devam edelim…

18 takım içerisinde sezonu en erken açan biziz.

Bu sezon boyunca minimum 45 maç oynayacağız. 

Bunun oyuncular üzerinde elbette ki olumsuzlukları olacak. 

Sezonun ortasında yorgunluk bariz şekilde hissedilecek.

Elbette ki teknik heyet bu konuyu göz önünde bulunduruyor. 

Ama geçen sene en büyük sıkıntımızın form düşüklüğü yaşayan oyuncunun yerini alternatifinin rahat bir şekilde dolduramaması olduğunu göz önünde bulundurursak bu konunun bu sene için daha büyük bir önem arz ettiğini belirtmemiz gerekir.

İşte yukarda bahsettiğim ince kadro mühendisliği bu noktada devreye giriyor.
Yönetim yedek kulübesini doldurmak için değil tüm bu koşullara dikkate alarak alternatif oyuncu transferi yapmalıdır. 

Tabi maliyet-denge unsuru da gözetilerek…

Bu noktada şunu da belirtmeden geçmeyelim.

Adil Gevrek’in transfer politikası bugüne kadar iyiye yakın işledi bundan sonra da bu çizginden çıkacağını sanmıyorum. 

Menajerlerin gazı, taraftarların baskısı ile transfer yapılmayacağını zaten Adil Gevrek herkesten iyi biliyor. 

Nitekim şu ana kadar başta teknik direktör tercihi olmak üzere yapılan transferlerin de doğru olduğunu söyleyelim.

Bir kere takımın başına Sergen Yalçın gibi bir ismin getirilmesi son derece önemli.
Futbolculuğu efsane olan ve iyi bir teknik direktör olma yolunda ilerleyen Sergen Hoca ile iyi bir uyum yakalanırsa çok güzel işler yapacağımızın kanaatindeyim. 

Hemen hemen bütün takımlara ya sezon ortasında ya da sezon sonunda kurtarıcı olarak giden ve oynattığı pozitif futbolla takımların kaderini değiştiren Sergen Hocanın bu sene kendisinin kurduğu kadroyla bize futbol şöleni sunacağına inanıyorum.

Sergen Yalçın futbol zekasına ve bilgisine güvenilecek bir isim.  

Yönetim Sergen Yalçın’ın arkasında durmalı. 

Kadro planlaması hocanın isteği doğrultusunda olmalı. 

Sergen hoca ayrı bir telden, yönetim ayrı bir telden çalarsa başarı gelmez.

Daha önceki teknik direktörlerle yaşanılan sıkıntılar ortada. Ertuğrul Sağlam da Erol Bulut da giderken yönetimin kendilerine verilen sözleri yerine getirmediğini söylemişlerdi. 

Yönetimin bu konuda hatalı olduğunu düşünüyorum. 

Eski tecrübelerden yola çıkarak karşılıklı anlayış içerisinde gidilmeli.

Bütün kurgu ve planlama Sergen Yalçın üzerine yapıldı. 

Hoca 1 ay sonra ben gidiyorum derse vay halimize.

O yüzden bu konuya ayrı bir hassasiyet vermemiz elzemdir. 

Transferlere gelecek olursak…

Şimdiye kadar genç kaleci Murat Akşit dışında Jahovic ve Fofanana transferleri yapıldı.  

Jahovic ile Fofana Sergen Hocanın eski talebeleri. 

Jahovic transferini çok beğendim. Faydalı olur. 

Ama Fofana’dan bu kadar emin değilim. 

Bu transferleri Sergen Hoca’ya yazdım.

 Kendisinin istediğini düşünüyorum.

Bunun yanında iç transferde maliyeti zorlamayacaksa Kamara ve Guılherme’nin de 1 yıl daha takımda kalmasını isteyenlerden biriyim.

Kamara’nın tadı parmağımızda kaldı geçen sezon. Bu sene daha iyi olacağına şüphem yok.

Stoper, sol bek ve kanat bölgesine transfer şart. 

Fabian ile kesinlikle devam edilmeli!

Transferde konuşulan birçok isim var, ancak net bir şey yok bu konuda.

Kısa bir zaman diliminin ardından Avrupa’da ilk maçımıza çıkacağız.

Avrupa’da kolay maç olmaz. 

Daha kurulmamış bir kadroyla Avrupa’da boy gösteremezsiniz. 

Bu sebeple transferde geç kalınmaması gerekir.

Yönetimin de işi kolay değil. Allah yardımcıları olsun.

Şehir olarak bir bütün gibi hareket edersek işler kolaylaşır. 

Taraftarından yönetimine, futbolcusundan iş adamına herkesin birbirine yardımcı olması lazım. 
Gazamız şimdiden mübarek olsun!

baristurel190376@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
01Tem
24Haz
16Nis

En büyük sebep Guılherme

18Mar

Bir galibiyetten fazlası

04Mar

İlk 10'u zor görürüz!