Tarikatlar ve İslam Dini


Doğruların yerine gücün egemen olmasını isteyenler, aslında insanların kendilerine köle olmasını istemiş olanlardır.  Onlardan kimi bu konuda maddi gücünü, kimi devlet gücünü, kimi de dini kullanır. 
Peygamberler, insanları köle olmaktan kurtarmaya ve Allah’tan başkasına köle olmamalarını sağlamaya çalışmışlardır. 

İbadet sözcüğü taat anlamına gelir. Taat, boyun eğmek demektir, daha çok “emre uymak ve izinden gitmek” anlamında kullanılır. Türkçede buna kulluk ve kölelik denir. 

“Allahtan başkasına ibadet etmeyin” demek, Allah’tan başkasına kul köle olmayın demektir. 

Dinin özü imandır. İmanın temeli de onu içten kabul etmek, yani kalp ile tasdik etmektir. Kalpteki tasdiki bir o kişi, bir de Allah bilir. 

Dolayısıyla din konusunda kim konuşursa konuşsun kendi adına konuşur. 

Geleneksel kültür kalıpları ile hurafeler iç içe girmiş, halkı hurafeler sarmıştır. Oysa İsra suresi 9’ncu ayette “Bu Kuran, gerçekten en doğruya ve en sağlama ulaştırır” demektedir. 

Tarikat şeyhleri, sanki Allah Teala’nın özel kalem müdürü ve sır katibi haline getirilmiştir. 

Prof.Dr.Abdülaziz Bayındır, “Şahsi araştırmalarıma göre az veya çok hurafelere ve burada sayamadığımız nice hurafeye karışmamış tarikat yoktur” demektedir. 

Tarikatlarla ilgili ibretlik kurallar;

-    Haklı dahi görünse müridin üstadına itirazı haramdır.
-    Şeyh müride bir şey telkin ettiğinde devamlı onunla meşgul olmalı ve kalbine hayır ve şer bir şey getirmemelidir. 
-    Müride lazım olan şartlardan biri de şeyhin emrettiği şeyleri tevil etmeyerek ve geciktirmeyerek yapmasıdır. Zira tevil ve geciktirme büyük kesintiye sebeptir.
-    Mürit şeyhinin terbiyesinde ölü yıkayanın elinde ölü gibi olmalıdır ki, müride istediği gibi hareket edebilsin.
-    Yani kısaca mürit şeyhinin kölesi olmalıdır. 

Tarikatlar, insanı sönükleştirmekte, kendisine olan güveni ortadan kaldırmakta ve onu kişiliksiz hale getirmektedir. 

Türkiye’de tekke ve zaviyeler resmen kapalıdır ama fiilen pek çok tarikat vardır. 

Kuran daima aklı kullanmaya çağırır. Kuran’da 16 yerde ‘saf akıl anlamında; lübb’ geçer. Bununla birlikte aklı kullanma anlamındaki kelime 48 yerde geçer. 

Tarikatlar teşkilatlıdır. Onların tekkeleri ve zaviyeleri vardır. Her birinin bir ruhani reisi yani şeyhi bulunur. Onlara göre şeyh, kul ile Allah arasında bir vasıta, Allah’ı kapılarından bir kapıdır. Kurtuluş için bir tarikata girmek şarttır. Şeyh peygamberin vekili ve yanılmaz bir otoritedir. O müridin manevi babasıdır. 

Bunlar Kuran’a açıkça aykırı şeylerdir. 

Sonuç olarak, tarikatlar sömürü düzeninin uzantılarıdır. Müslümanlar tarikatlardan kurtuldukları an Kuran’da belirtilen İslam’a daha yakın olacaklardır. Gerçek tarikat,  Müslüman’ın kendi beynidir, yani kendisidir.

Yararlanılan Kaynak: Doç.Dr.Abdulaziz Bayındır, "Din ve Devler İlişkileri"

ahkucuksahin@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Şub

Kosta Rika

10Şub
05Şub

Bir Nostalji: 'Balyoz Davası'

28Oca
23Oca