Şapka Kanunu ve İskilipli Atıf


Şu an Türkiye’de iki zihniyet karşılıklı mücadele içerisinde bulunmaktadır. Birinci zihniyet Cumhuriyete sahip çıkanlar (Cumhuriyetçiler), ikinci zihniyet Cumhuriyete karşı olup padişahlık/halifelik/şeriat isteyenlerdir. 

Birinci grubun en büyük özelliği, milli bağımsızlık, emperyalizme rest çekmek, çağa uygun eğitim ve yaşam tarzı benimsemektir. 

İkinci grubun özelliği tarihi çarpıtmak, yalan söylemek, bir devletin koltuğunun altında varlığını korumak, muhafazakârlık söylemi altında ne idüğü belirsiz bir eğitim ve yaşam biçimi benimsemektir.  

Bu yazıda ikinci grup mensuplarının tarihi nasıl çarpıttıklarına bir örnek sunulacaktır: “İskilipli Atıf Hoca, şapka takmadığı için idam edildi” yalanıdır. 

İskilipli Atıf, Darulfunun mezunudur, İstanbul Kabataş Lisesinde Arapça öğretmenliği yapmıştır. 31 Mart olayından bir hafta önce yazdığı bir yazı nedeniyle tutuklanmış, fakat mahkeme suçsuz bulmuş ve serbest bırakmıştır. İttihatçılar, Atıf Hoca'ya devlet dairesinde görev vermeyerek onu eğitimle iştigal etmesinden uzak tutmak istemişlerdir. 11 Haziran 1913 günü Beyazıt Meydanı'nda makam otomobilinin içindeyken uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürülen Mahmut Şevket Paşa'nın öldürülmesinde rolü olduğu gerekçesiyle İttihatçılar tarafından suçlanarak Divan-ı Harb'te yargılanmış, suçlu bulunarak önce Sinop'a daha sonra Çorum-Sungurlu sonra da Boğazlayan'a sürgüne gönderilmiştir. 

Türkiye Cumhuriyetinin kurulmasını müteakip İskilipli Atıf’la ilgili gelişmeler tarih sırasına göre şu şekilde cereyan etmiştir.

- İskilipli Atıf, 1924 yılında “Frenk Mukallitliği ve Şapka” başlığını taşıyan 32 sayfalık bir kitapçık yayınlamıştır. 

- Hükümet 24 Şubat 1925 tarihinde yayınladığı bir kanunla dini ve dinin kutsal kavramlarını siyasete alet etmeyi yasaklamıştır. Kanunun birinci maddesinde “Dini ve dinin kutsal kavramlarını siyasi amaçlara esas ya da alet etmek için dernekler kurulması yasaktır. Bu tür dernekleri kuranlar ya da bu derneklere girenler VATAN HAİNİ sayılır. Dini ya da dinin kutsal kavramlarını alet ederek devletin şeklini değiştirmek ve başkaldırmak ya da devletin güvenini bozmak veya dini ya da dinin kutsal kavramlarını alet ederek her ne suretle olursa olsun halk arasına bozgunculuk ve ayrımcılık sokmak için gerek tek başına ve gerek toplu olarak sözle ya da yazı ile ya da fiilen ya da nutuk söyleyerek ya da yayın yaparak harekette bulunanlar da VATAN HAİNİ sayılırlar.” denmektedir. 

- İçişleri Bakanlığının 26 Eylül 1925 tarihinde İskilipli Atıf’ın yazıp piyasaya sürdüğü “Frenk Mukallitliği ve Şapka” isimli kitapçığının satışını ve dağıtımını yasaklamıştır.

- Şapka Kanunu, 25 Kasım 1925 tarihlidir. Kanun “TBMM üyeleri ile genel, özel ve bölgesel idarelere ve bütün kuruluşlara bağlı memurlar ve müstahdemler Türk milletinin giymiş olduğu şapkayı giymek zorundadır. Türkiye halkının da genel başlığı da şapka olup buna aykırı bir alışkanlığın sürdürülmesini hükümet yasaklar.” şeklindedir. 
- 25 Kasım 1925 tarihli Şapka Kanununu müteakip, Erzurum (25 Kasım 1925), Maraş (25 Kasım 1925), Kayseri (25 Kasım 1925), Sivas (25 Kasım 1925), Giresun (04 Aralık 1925), ve Rize’de (15 Aralık 1925) tepkiler olmuştur. 

- Halkın ortaya koyduğu tepki ve isyanlarda ve özellikle Rize’de İskilipli Atıf’ın kitapçığının da etkili olduğu görülünce Giresun’da kurulan İstiklal Mahkemesinde 16-18 Aralık 1925 tarihlerinde İskilipli Atıf yargılanmıştır. Yargılama sonunda mahkeme, İçişleri Bakanlığının 26 Eylül 1925 tarihinde “Frenk Mukallitliği ve Şapka” isimli kitapçığının satışını yasakladığını da hatırlatarak “kitapçıkların toplanmasına ve dağıtılmasının yasaklanmasına” karar vermiş ve İskilipli Atıf Hoca serbest bırakılmıştır.

- Ancak çok geçmeden İskilipli Atıf’ın, söz konusu kitapçığının, özellikle şapka karşıtı isyanların çıktığı bölgelerde el altından dağıtıldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle İskilipli Atıf, bu sefer de Ocak 1926 tarihinde Ankara’da kurulan İstiklal Mahkemesinde yargılanmış ve idama mahkum edilmiştir. İnfaz 04 Şubat 1926 tarihinde gerçekleştirilmiştir.  

Aslında İskilipli Atıf, dosyası kabarık bir kişidir. İskilipli Atıf, “Yalnız Müslüman ve insan olarak kalmak üzere, Türklükten şeref ve izzetimle istifa ediyorum Allah’ın huzurunda… Tövbe yarabbi, tövbe Türklüğüme! Beni Türk milletinden addetme…” diyen mason locası üyesi, Müderrisler Cemiyeti Başkanı olan, Kuvayı Milliye’ye karşıtı Şeyhüislam Mustafa Sabri’nin yanında Cemiyetin ikinci başkanıdır. 

İskilipli Atıf, Kuvayı Milliye’ye karşı olan Teali İslam Cemiyeti’nin de başkanıdır. Bu cemiyet Anadolu’daki mücadeleyi baltalamak üzere Milli Mücadele önderlerine hakaretler dolu bildiriler yazarak halkı mücadeleden soğutma yönünde büyük gayretler göstermiştir. 

25 Ağustos ve 30 Ağustos 1920 tarihinde, İskilipli Atıf’ın başkanı olduğu Teali İslam Cemiyeti tarafından hazırlanan ve Kuvayı Milliye’nin “katil” olduğunu ifade eden bildiriler, Yunan uçakları tarafından düşmanla mücadele eden Türk halkı üzerine atılarak onun mücadele azmi kırılmaya çalışılmıştır.      

Sonuç olarak İskilipli Atıf, şapka giymediği için değil, şapka kanununa karşı yazdığı yalan yanlış kitabıyla halkı isyana sürüklediği ve İstiklal Savaşı esnasında yapmış olduğu hain davranışları için yargılanmış ve suçlu bulunmuştur. 

Millete ve vatana karşı işlenen suçların bedeli vardır. 

ahkucuksahin@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • Elazığlı | 26 Ağustos 2020 19:09

    Millete ve vatana karşı işlenen şuçtan idam edilmiş. Ama niye bir kesim bu kişiyi destekliyor? Bu paradoks "vatana ihanet" eden taraf hagisine kadar gider. Günümüzde Anayasa Madde 174 inkılaplar koruma altına alınmış. yada kağıt üzerinde öyle

YAZARIN SON 5 YAZISI
15Ekm
09Ekm

Yöneticiler ve Halk

30Eyl
17Eyl
08Eyl

Gündüzbey’in Üzüm Kültürü