Malatya Net Haber Gazetesi Köşe Yazarı Lütfü Caner


Hocanın birisi verdiği vaazda “Hz. Hasan efendimizi Sina çöllerinde astılar” deyince, dinleyicilerden birisi yanında bulunan derin bilgi sahibi adama dürtmüş “şunu düzelt” demiş. 

Adam “Neresini düzelteyim; Hasan değil Hüseyin, Sina değil Kerbela, asmadılar kestiler” demiş. 

Sözü, Malatya Net Haber Gazetesinde köşe yazarlığı yapan Lütfü Caner’e getirmek istiyorum. Sosyal medyadan (facebook) takip ediyorum. Yaptığı paylaşımlardaki yalanlardan dolayı okurken ben utanıyorum.  Geçmişte, gazetede yazdığı kasıtlı yalan yanlış bilgilendirmelerine karşı, anılan şahsa düzeltici iki yazı yazdığımı hatırlıyorum. 
07 Mart 2019 günü facebook’ta paylaştığı aşağıdaki resmin altında “YIL.1939, YER: KONYA, HÜKÜMET: CHP, OLAY: KONYA KÖYLERİNDE GİZLİ OLARAK KURAN DERSİ VERDİKLERİ İÇİN ASILAN DÖRT HAFIZ …” yazmaktadır. 


 

Oysa bu resim, “1925 YILINDA ŞEYH SAİT İSYANINA KATILAN İSYANCILARIN DİYARBAKIR DAĞKAPI’DA İNFAZINI” gösteriyor. O dönem yayınlanan BABİL adlı derginin kapak resmidir. Lütfü Caner, kapağın yazı kısımlarını çıkarıp, halkı aldatmaya yönelik yukarıdaki ifadeleri kendisi ilave etmiştir. 

Yani, Lütfü Caner’in altına düştüğü notta yazan tarihten (1939) 14 yıl önce (1925) gerçekleşmiş bir olaydır. Konunun Kuran ile ilgisi yoktur, tamamen Şeyh Sait isyanı ile ilgilidir. Yer Konya değil, Diyarbakır Dağkapı’dır. 
Bu resim üzerine, Lütfü Caner’e facebook’tan yaptığım birinci yorumda, yukarıdaki doğru bilgileri yazdıktan sonra, “SİZDE UTANMA YOK MU? İNSANLARI KANDIRMANIN YÜKÜNÜ NASIL KALDIRACAKSINIZ?” dedim.

Ardından onu takip eden insanların benim yazdığım doğru bilgilerden ziyade, Lütfü Caner’in yazdıklarına rağbet göstermeleri üzerine yaptığım ikinci yorumda “LÜTFÜ CANER, SİZİN NAMAZINIZ KILINMAZ. BİLDİĞİM KADARIYLA SİZ ÖĞRETMEN KÖKENLİSİNİZ. YAZIK, ÇOK YAZIK! İNSANLARI ZEHİRLEMEK BÜYÜK BİR VEBALDİR. BU VEBALİ NASIL KALDIRACAKSINIZ MERAK EDİYORUM” dedim. 

Şimdi, şöyle düşünelim; Lütfü Caner ve bunun gibi bir amaç uğruna toplumu şekillendirmeye çalışan insanlar başarılı oldular ve toplumun tamamı onlar gibi düşünüyor ve onların öğrettiği yalan yanlış bilgilerle hareket ediyor. Bu toplum nasıl bir toplum olur? Uşak olmaktan, doğruyu bilenlerin yanında soytarı olmaktan öteye gidebilir mi?

Doğrunun ve gerçeğin eninde sonunda ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır. Eğer insanlara bilgilendirmek gibi bir arzu varsa, araştırmak yapmak gerekir. Malatyalıları zehirlemenin bir gerekçesi olamaz. Hayatta iken görür mü bilemem ama yanlış şeyler öğretilen kişiler, doğruyu öğrenince yanlış bilgi verenlerin mezarına küfredebilir. 

Eğer bunu İslamiyet adına yaptığı düşünülürse, unutmamak gerekir ki, İslamiyet doğru, dürüst, sahtekar olmayan, samimi insanlar yetiştirmeyi hedeflemektedir.  

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI