İstanbul Seçimi ve Umudun Gücü


23 Haziran günü yapılacak olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, umudun bir miladı olarak görülebilir. 

İnsanlar için umut çok önemlidir. İnsanların ve toplumların zor dönemlerinde, hayata tutunmasını, direnmesini, ayakta kalmasını sağlayan unsurun umut olduğuna inanırım. İntihar eden insanlara hep bu gözle bakarım ve arkalarından demek ki umutlarını yitirmişler diye düşünürüm.  

İşsiz bir gence seçimlerden önce sürekliliği olmayan bir iş mi bulmak, yoksa seçimlerden sonra seni kadrolu bir işe alacağım demek mi daha etkili olur? Bu genç, böyle bir vaatte bulunan adaylardan hangisine oy verir? Siyasi tarihimizde “iki anahtar” denilerek seçimler kazanıldığını biliyoruz. 

Bu bağlamda sloganlar çok önemlidir. Toplumu peşine takar ve sürükler. Seslendirildikçe insan rahatlar ve yüklenen anlam gittikçe çoğalır. 

 “Her şey çok güzel olacak” sloganı umut içeriyor. Kendisini sıkışmış hisseden halk, bu sloganı duyunca içinde bulunduğu zulmün 23 Haziranda biteceğini hayal ediyor. Bu slogan işsiz gençlere 23 Hazirandan sonra iş imkanı olarak görülüyor. Yarının bugünden daha iyi olacağı şeklinde algılanıyor. 

  “Yine biz yaparız” sloganı umut içermiyor. Bu güne kadar gördüklerimizi içeriyor: Kayırmacılık, partizanlık, kibir, yolsuzluk, umursamazlık, tepeden bakma, diğerlerini yok sayma vb. …

Yıllar önce AK Partiyi temiz siyaset vaatleri iktidara taşımıştı. "Eğer bir gün duyarsanız ki Tayyip Erdoğan çok zengin olmuş, bilin ki haram yemişimdir" sözlerini, parmağındaki yüzüğü çıkarıp halka “İşte bütün servetim bu yüzük. İstanbul’a hizmete hazırım.” dendiğini hepimiz hatırlıyoruz. İşte halk bu umutların peşine takılmıştı. 

Gelinen noktada 2002 öncesi manzaraların büyük bölümünü yeniden izliyoruz. Halkımız sabırla ve ısrarla temiz siyaset umudunu sağlar düşüncesiyle mevcut iktidarı Atatürk’e dahi nasip olmayan bir süre için destekledi. 
İstanbul’da görülen veya görülmeyen manzara şudur: Piyasalar çok durgun ve vatandaş seçime ilişkin bir şey konuşmuyor

Ben halkın sessizliğini iktidar adına hayra yormuyorum. Çünkü insanlar, başıma bir iş getirirler düşüncesiyle güce sahip olanlara karşı hep temkinli olmuşlardır. Hep sözünü söyleyeceği zamanı beklemişlerdir. Bu zamanın adı 23 Hazirandır. 
Binali Yıldırım-Ekrem İmamoğlu televizyon buluşmasını izleyenler, kendi ruh haline göre ve beklentisine göre yorumluyor. Benim kanaatim, sonuca pek bir etkisi olmayacaktır.

Ancak, Binali Yıldırım’ın “FETÖ ile ilişkim yok” demesi, Batı Cephesinde değişen bir şey olmadığının özeti niteliğindeydi. Zira, Fethullah’a yaptığı övgülerin ve diğerlerinin kayıtları halen internette mevcuttur. Belki de haklıdır: “İlişki” kavramı, bu övgüleri içermiyordur. Ama ben, bu cevabı ve yaklaşımı bizimle dalga geçilmeye devam ediliyor olarak yorumluyorum. 

Unutmamak gerekir ki, halk, dalga geçilmekten pek hoşlanmaz. 

ahkucuksahin@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
24Tem

Bugün 24 Temmuz

16Tem
25Haz
16Haz

Liman Paşa ve Albay Mustafa Kemal 

05Haz