Deprem, Bilim ve Atatürk


İçinde bulunduğumuz 2020 yılında dünya korona virüsüne karşı bir mücadele verirken, Türkiye, bir doğa olayı olan depreme karşı da mücadele vermektedir. 

Deprem, Anadolu coğrafyasındaki insanların birlikte yaşamak zorunda olduğu bir gerçektir. 

Şark kurnazlığı ile bu gerçekten sıyrılamayız. 

Bizler, hangi şehirde olursak olalım bir felaket karşısında bir bedenin parçaları olarak o acıyı vücudun her tarafında hissediyoruz. 

Depreme karşı evlerimizi, okullarımızı, hastanelerimizi, köprülerimizi, velhasıl her şeyimizi sağlam yapmak zorundayız. 

Ülke insanı, bunun için karar vermiş ve 1999 yılından itibaren vergi adı altında, hükümetlerimiz kullansın diye yaklaşık 35 milyar dolar (280 milyar lira) para bağışlamıştır. 

Bizler bu paraları depreme karşı yapılacak sağlam yapılarda kullanılmak ve/veya deprem anındaki acil ihtiyaçlar için verdik. Bu paraların bizim haberimiz olmadan, bizden izin almadan başka bir amaç için kullanılması suçtur.  

Oysa bu paralar mevcut AKP iktidarı tarafından yok edilmiştir. 

Eğer iktidar olan zihniyet, ülkeyi hurafeyle değil de bilim ile yönetmiş olsalardı, 30 Ekim günü İzmir’de meydana gelen depremde ölen 114 vatandaşımız bugün yaşıyor olacaktı, depremde yıkılan binalar yıkılmamış olacaktı.  

Eğer Mustafa Kemal’in işaret ettiği gibi hayatımızda gerçek yol gösterici (mürşit) olarak bilim ve fenni almış olsaydık, 1923’ten günümüze bu konuyu halletmiş olurduk, depremi belki bir eğlence kaynağı veya enerji kaynağı haline getirmiş olurduk.  Oysa ülkeyi yöneten siyasilerimiz yol gösterici olarak bilim dışılığı seçtiği için her deprem sonrası acılar içinde kıvranıyoruz.  

Bilim, bir bilgiyi yaratma ve edinme faaliyetidir. 

İdeal bilgi, herhangi bir nesne ve/veya sürecin tüm özelliklerinin kodlanmış halidir. 

Gerçekçi bilgi ise, herhangi bir nesne ve/veya sürecin gözlemcinin ilgisini çeken özellikleri arasında ulaşılabilir olanlardan kodlanabilenlerin tamamıdır. 

Eğer iktidarlarımız Atatürk’ün düşünce yapısıyla hareket etmiş olsalardı;

-    Önce problemi görür, 
-    Çözüm üzerine kafa yorar, 
-    Bir çözüm şekli bulur, 
-    O çözüm tarzını tenkit ettirir,
-    Ve onu uygulardı. 

Çünkü özetle Atatürk=Akıl demektir. 

Atatürk’ün bize bıraktığı miras ise “aklını kullan”dır. Eğer Atatürk gibi düşünseydik yani aklımızı kullansaydık yani bilimle düşünseydik bugün yaşadıklarımızın pek çoğu başımıza gelmezdi ve bugün deprem yerine farklı şeyler konuşuyor olurduk. 

ahkucuksahin@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!