Bir Nostalji: 'Balyoz Davası'


Anayasa Mahkemesinin “yeniden yargılanma” kararı verdiği Balyoz davasının duruşmalarına 03 Şubat 2015 günü Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi.

Balyoz davasının geçmişi

Hatırlanacağı üzere Özel Yetkili İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi iki yıllık yargılama neticesinde yargılanan 350 general, subay, astsubay ve sivil memura hükümeti devirmeye teşebbüs suçundan 13 ile 20 yıl arasında değişen hapis cezaları vermişti. Verilen bu ceza Yargıtay 9. Dairesi tarafından da onaylanmıştı.

Balyoz davasının ana delilini dijital (bilgisayarda bulunan, çıktısı dahi alınmamış) veriler oluşturuyordu. Ancak davaya bakan özel görevli İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların taleplerine rağmen dijital verilerin çoğunluğu için bilirkişi incelemesine izin vermemişti.

Balyoz davasının kilit delillerini dijital veriler ve CD'ler oluşturuyor. Ancak sanıklar, bu CD ve dijital verilerin "üretilmiş", "sahte" olduğunu savunuyorlardı. Sanıklar tarafından delillerin "sonradan üretilmiş" olduğuna ilişkin pek çok rapor ortaya koymalarına rağmen İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, dijital verilerin incelenmesini, sahte olup olmadıklarının bilirkişi tarafından kontrol edilmesini kabul etmemişti.

Yeniden yargılanmada elde edilen sonuçlar

Yeniden yargılanmayı gerçekleştirilen Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin bilirkişilerden yeniden talep ettiği rapor sonuçlarına göre;

- Balyoz dijitallerinin hard diskin son kullanma tarihi sonrasında manipüle edilerek yüklenmiş olması.

- Raporda davada kullanılan dijital dosyaların üretim tarihlerinin değiştirilme tarihlerinden sonra olduğu.

- Balyoz dijitallerindeki tarih çelişkilerini ortaya konulması: Örneğin, Trakya Üniversitesi; 2003'te üretildiği iddia edilen CD'de ismi yer alan üniversite öğrencisi Ceyhun Aydemir'in üniversiteye 6 yıl sonra; 28 Eylül 2009'da kayıt yapılmış olması gibi. Oysa Aydemir'in ismi 2003'te tutuklanacak üniversite öğrencileri arasında yer alıyordu.

- Deniz Kuvvetleri Komutanlığı da 2003'te üretildiği iddia edilen CD'lerde komutanların görev yerleri olarak gösterilen CC-MAR NAPLES NATO birliğinin 28 Mayıs 2004'te kurulduğunu bildirdi.

-Bilirkişi raporlarındaki en çarpıcı tespitler arasında, bazı dijital verilerin yazıldığı iddia edildiği 2003'te henüz var olmayan “Office 2007” yazı programı kullanılarak oluşturulduğu yer aldı.

- Gölcük Donanma Komutanlığı'nda ele geçirilen hard diskin "kullanım dışına ayrıldıktan sonra müdahale edilmiş" olduğu ve TÜBİTAK raporunda, sistem tarihi geriye alınmış bir bilgisayardan hard diske veri aktarıldığı da yer aldı.

- Yeniden görülmeye başlanan Balyoz davasında, davaya delil olarak gösterilen 11 ve 17 No’lu CD’lerin üzerindeki el yazılarının makine kullanılarak yazıldığı da ortaya çıktı.

Sonuç

Sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz, yargılamayı yapan dönemin İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Ömer Diken ile üye hâkimler Ali Efendi Peksak, Murat Üründü, Aytekin Özanlı ile dosya hakkında onama kararı veren Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı Ekrem Ertuğrul, üyeler Hamza Yaman, Ahmet Toker, Fikriye Şentürk, Abdurrahman Kavun’u HSYK’ya şikayet etti. Söz konusu şikâyetleri değerlendiren HSYK 3. Dairesi, Balyoz dosyasını gündemine aldı.

Bütün bu sahtecilikler baştan beri biliniyordu. Oysa Malatya halkı da dahil olmak üzere Türk halkının büyük bir bölümü bu linç kampanyasında sahtekarların yanında yer almıştı. Desteği tamamen onlaraydı. Halka ezberletilen nakarat “yapmışlardır” şeklindeydi, örmekler ise 1960, 1980 yıllarına aitti.

Sorular

Birinci sorum; yargıç adı verilen bu şahıslar ile hükümet tarafından “paralel” diye nitelendirilen ve şu an hapishanede olan polisler bulundukları birimlerde birer ekip haline nasıl gelmişlerdi? Bunları kim atamıştı? Yoksa aynı ekibin içerisine kendi kendilerini mi atadılar?

İkinci sorum; suçlanan şahısların hapishanede geçen 3 ile 4 yıl arasındaki günleri nasıl telafi edilecek? Yoksa “pardon, parası ne ise verelim mi” denecek? Ya hayatını kaybedenler?

Yapılan son duruşmaya yetiştirilemeyen bilirkişi raporlarının da dosyaya girmesi için dava 31 Mart 2015 tarihine ertelendi.

Sonuç olarak:

Şu an 05 Şubat 2020. Yani, yeniden yarılamanın başladığı tarihten itibaren 5 yıl geçti.

- Anılan hakim ve savcılar FETÖ’cü olduğu ifade edildi ve bir kısmı halen hapishanede.

- İktidar, kendisini aklayarak bütün sorumluluğu FETÖ denen örgüte yıktı ve kendisini halk nazarında akladı.

- Devlet halen “pardon parası ne ise verelim” demedi.

- Tazminata ilişkin yapılan davalardan üç tanesi hariç diğerleri Yargıtay’da bekletilmeye devam ediyor. Yani, talimatlı olarak bekletiliyor. Tazminat alan yoktur (üç kişi hariç).

- 2010-2014 yılları arasında Fethullah’a “Hoca Efendi” diyen halk ve iktidar sahipleri, şu anda “Hain” diyor.

ahkucuksahin@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
14Şub

Kosta Rika

10Şub
05Şub

Bir Nostalji: 'Balyoz Davası'

28Oca
23Oca