Atatürk- Çağdaşlaşma- ABD


Mustafa Kemal, Türk istiklali için yola çıkarken olaya uzun vadeli bakmıştır. Sadece İzmir’i işgal eden Yunan’ı Anadolu’dan atmak değil, Misakı Milli dahilindeki bütün işgalciler Anadolu’dan atıldıktan sonra yapılacak olanları da hesaba katmıştır. 

Yakın çevresinde bulunan mücadele arkadaşlarından ayrıldığı nokta burasıdır. Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy gibi arkadaşları Yunanlılar ülkeden kovulduktan sonra “Emaneti sahibine teslim etmeyi” yani “Osmanlı topraklarını Padişaha teslim etmeyi” düşünmüşlerdir. 

Oysa Mustafa Kemal, Mustafa Kemal, fakir, okuma yazma bilmeyen, cahil bırakılmış Anadolu insanının daha iyi koşullarda yaşayabilmesi ve aydınlatılabilmesi için okullara gönderilmesini, özellikle din bahane edilerek sömürülmesinin önüne geçilmesini ve halkın bir kişiye kul olmaması gerektiğini düşünmüştür. Bu projenin adına çağdaşlaşma denmiştir. 

Çağdaşlaşma, aklın kullanılması, bilimin yol gösterici olarak esas alınması ve topluma refah (maddi unsur) sağlamakla görevli kimselerin (siyasetçiler) yönetimleri esnasında dini esasları kullanmamalarıdır. Daha kısa bir ifadeyle “Çağdaşlaşma”= “akıl”+ “bilim”+ “laiklik”tir.  

Bu formüle en fazla karşı çıkan ülkeler Batı ve ABD olmuştur. Zira Türk insanı için formüle edilmiş olan çağdaşlaşma, sömürülmenin önünü tıkayan bir set niteliğindedir. Çağdaşlaşma prensipleri ile yetişmiş olan bir genç, kendisini, ailesini, ulusunun insanlarını düşünecek, yapacağı faaliyetlerde bilimsel verileri esas alacak ve dinin din tacirleri tarafından kullanılmasına müsaade etmeyecektir.
Bu sonucu görmüş olan bazı ABD’li ve Avrupalı yazar ve görevliler şu telkin ve dayatmalarda bulunmuşlardır. 

1996 yılında Huntington,  Medeniyetler Çatışması adlı kitabında “Türkiye Atatürk’ün mirasını reddetmelidir”,

1997 yılında CIA ajanı Paul Henze, “Atatürkçülük öldü; Nakşiler, Nurcular ilericidir”,

1998 yılında CIA’nın eski Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller, “Kemalizm’e son; Osmanlı’yla övünün, Fethullahcı olun”,

Hollandalı Arie Oostlander’in hazırladığı AB raporuna göre Türkiye AB’ye gerçekten girmek istiyorsa Kemalizm’den vazgeçmelidir,

Alman askeri istihbaratçı Udo Steinbach 1998 yılında verdiği bir konferansta “Sorun Atatürk’ün paşa fermanıyla yarattığı yapay bir ürün olan Türk devleti ve Türk ulusudur. Sorun Kemalizm ve Kemalizm’in ulusçuluk ve laiklik ilkesidir. Sorun uyduruk, zorlama ve yapay Türk ulusudur. Böyle bir ulus yoktur…” demişlerdir. 

ABD ve Batı ajan ve istihbaratçılarının biz Türklere tavsiye ettikleri ortak düşünceler;

-    Atatürk’ün bizlere öğrettiklerini reddetmemiz, 
-    Nakşiler ve Nurcular ilericidir,
-    Kemalizm’e son verin, 
-    Osmanlıya dönün,
-    Fethullahcı olun,
-    Sorun bir bütün olarak Türk milletidir,
-    Laiklik ilkesi çok kötüdür,
-    Türk ulusu zorlama ile oluşturulmuştur, böyle bir millet yoktur.

Sonuç olarak CIA’nın eski Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller’in önerisine uygun olarak hükümetimiz bir dönem Fethullahcı oldu. 15 Temmuz 2016 yılında Fethullahcılığın ülkemizi hangi duruma getirdiğini hep birlikte yaşayarak gördük. 

Atatürk’ün öğretilerine sahip çıkmak gerekir. Zira Atatürkçülük sömürgecilerin arpasını kesen, bilimi esas alan, dinin bir sömürü aracı olarak kullanılmasına müsaade etmeyen bir formüldür. 

Atatürkçülüğün temelinde yer alan çağdaşlaşma formülü kişilikli, kendisini, ailesini ve vatanını seven her Türk için vazgeçilmez bir ilkedir. Bunun karşısında olanlara makamı ve mevkii ne olursa olsun şüphe ile bakmak gerekir. Bununla birlikte özellikle CİA  ajanı Paul Henze’nin tavsiye ettiği Nakşiler, Nurcular, Menzilciler vb ülkemizin kötülüğünü isteyen Amerikan CIA uzantısı kuruluşlar olduğunun bilinmesi ve bu tür tarikatlardan uzak durulması gerekir. 

ahkucuksahin@gmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI