Şehit Fevzi mahallesinde neler oluyor?

Arayan babamdı, kentsel dönüşüm kapsamında iki katlı evimiz de yıkım kararı alınan binalar arasındaydı. Moral vermeye çalıştım ama beyhude...

PAYLAŞ
TAKİP ET Google News ile Takip Et

Arayan babamdı, kentsel dönüşüm kapsamında iki katlı evimiz de yıkım kararı alınan binalar arasındaydı. Moral vermeye çalıştım ama beyhude. Çocuklaşan ses tonunda evi üzerine yıkılmak üzere olan bir insanın telaşı, derin acısını hissedebilirdiniz. Battalgazi Belediye Başkanı Osman Güder’i televizyondan izlediğimi, oradan verilen sözlere inanarak (tüm insanlar gibi) herhangi bir mağduriyetin yaşanmayacağını aktardığımda, bundan emin olmadığını söyledi. Yılların birikimi ve tecrübesi ile bir bilge gibi konuştu. Yanılmasını çok arzu ederdim. Sadece babam için değil, riskli bölge ilan edilen ve evlerinden palas pandıras atılmak zorunda bırakılan tüm bölge insanı için üzüldüm.  

Pandemi döneminde salgın pik yapmışken, Şehir ve Çevre Bakanlığı tarafından gönderilen, evin 15 gün içinde boşaltılmasına ilişkin resmi tebligat, işin iç yüzünün anlaşılması bakımından bir tür turnusol kağıdı işlevi gördü. Can evinden vurulmuşçasına kararın şaşkınlığı ile soluğu Battalgazi Belediyesi’nde alan mahalle sakinleri, ikinci kez hayal kırıklığı yaşadı. 

Yaşadı zira, belediye devre dışıydı, inisiyatif tamamen kendisi dışındaki Bakanlık ve TOKİ’nin taşeron firmasındaydı. Belediye Başkanı sokakları dolduran bu zavallı insanları teskin etmek için projenin arkasında olduğunu söylüyordu ama gerçek sahiden böyle miydi? 

Mağdur edilmeyeceksiniz edebiyatının barındırdığı handikaplar

Kendi aralarında bile birlik görüntüsü vermeyen vekilleri de bir telaş almıştı, verilen sözler, gırla havada uçuşuyordu. Bir vekilin söyledikleri diğerince tekzip ediliyordu.  Battalgazi Belediyesi ise kendi bünyesinde bile bir kentsel dönüşüm birimi kurmaktan acizdi.  İş giderek zorbalığa dayandı. Taşeron firma yetkilileri de belediye başkanı da hatta vekiller de, ısrarla bu zavallı insanlardan evlerini boşaltmalarını istedi. Hepsinin ağzına pelesenk olan bir söylem dolaşıyordu: 

Mağdur edilmeyeceksiniz…  

Gerçekte bu söylemin ifade ettiği temel göstergeler şunlar olabilir mi: 

Bu vekiller/belediye başkanı yapılacak protokol konusunda insanların mağdur edilmeyeceğini söylerken gerçekte ellerinde bir bilgi marifetiyle mi konuşmaktadır?  

Gerçek bu noktada düğümlenmekte ise neden ellerindeki bilgiyi paylaşmaktan özellikle imtina etmektedirler? 

İkinci gösterge ise çok daha sorunlarla malul olarak öne çıkmaktadır ki, söylem analizinin kendisi de doğrulanmaya muhtaç gözükmektedir: İnsanların pazarlık marjını ortadan kaldıran bir boşaltma ameliyesinden sonra, vaatlerin çöplük alanına atılacak olmasıdır. Böylesine bir durumun yaratılmasında verilen sözlerin yerine getirilmemesinde sorumluluk kimde olacaktır? Mağdur olmayacaksınız söylemini dolaşıma sokan ve insanlara güvence veren belediye başkanı ve şehir vekilleri sözlerinin havada kalması karşısında ne tür yaptırım ile karşı karşıya kalacaktır?  Siyasetin klasik diziminde, söz dünde kaldı mı denilecektir?

Tüm bunlardan da anlaşılacağı üzere, kentsel dönüşüm gibi oldukça önemli ve yapısal bir dönüşüm hikayesi işin başından itibaren amatör bir girişim olarak, hem insanların ruh halini ve psikolojilerini alt üst etmektedir, hem de tüm sözlere ve vaatlere rağmen uygulamada ortaya çıkan hatalar zinciri, hikayenin başarısı konusunda kafalarda hatırı sayılır işaretler bırakmaktadır…

Tescil edilmiş bir proje de yok, ortada yapılacak bir protokol de…

Artık iyice anlaşılmıştır ki, kentsel dönüşüm için şu ana kadar hâlihazırda ne bir tescil edilmiş bir plan/proje vardır, ne de toplumun beklentilerini karşılayan mülk devri ile ilgili bir protokol. İşler, insanların direncini ve pazarlık marjını ortadan kaldıran bir vasatta ilerlemekte, mağdur edilmeyeceksiniz söylemi ile dolaşıma sokulan vaatler dolayımında insanlar belirsiz bir geleceğe kurban edilmektedir. 

Sadece Şehit Fevzi mahallesi için değil, Malatya kenti için bu amatörlükler bir kader olarak görülebilir mi? Şehir kimliği ve kent tasarımında öne çıkması gereken şehir bileşenleri bir araya gelmediği takdirde, kabul edilmelidir ki,  sorun yumağı şehir için de bir tehdit ögesine dönüşmektedir. Burada riskli bölge alanında yaşanan tecrübeler, temel sıkıntılar, tüm şehrin kaderi için de bağlayıcı olacaktır zira.

Geçmişe dönüp baktığımda aklımda çıkmayan sahne şuydu. Merhum sevgili annemin vefatından sonra ilk kez şehre ayak basıyordum. İçinde bulunduğum üzüntü hali beni ister istemez her zaman özgürlük duygusu ile benliğimi kaplayan Beydağı’nı izlemek istedim. 

Oradan ruhuma kadar esmekte olan özgürlük rüzgarları ile yaşam sevinci ile dolmayı umuyordum. Gözlerim fal taşı gibi açıldı. O güzel dağların önü tıpkı bir sütre gibi TOKİ binaları ile kesilmişti çünkü.  Derin bir sukutu hayal yaşadım, şehrin tüm ileri gelenlerine, mimarlar odasına, şehir planlama uzmanlarına içimden çok şey haykırdım. Bütüncül bir şehir tasarımı ile doğa arasındaki uyum adeta şehre ihanet edilircesine ortadan kaldırılmıştı. 

Oysa medeni dünya dost şehirler konsepti etrafında, insanların psişik ve sosyal ihtiyaçlarını karşılayan, doğa ile bütünleşen bir şehir tasarımı için önemli bir merhale almışken, biz hala betonlaşma ile insanlığımızı ve hayatlarımızı karartan ilkel bir yapılaşmanın kurbanıydık.  Malatya’nın özgürlük türküsü yok edilmişti, şehir ruhunun en büyük sembolüne bukağılar vurulmuştu. Şehir teslim alınmıştı adeta. Aslında bukağılar vurulan güzelim Beydağı değildi, insan ruhuna vurulan prangalardı o binalar… 

Modern dünya dost şehirler konsepti ile zihinsel alanda büyük bir devrim gerçekleştirmiş, insanı ve mutluluğunu merkeze alan bir şehir tasarımı ortaya çıkarmıştı. Zira küçük kibrit kutusu tarzında üretilen evlere hapsedilen insan, bir tür kölelik, bir tür mağaraya sokulmuş, hürriyeti elinden alınmış varlıklara dönüştürülmüştü. Herbert Marcuse’in tek boyutlu insan eserinde dile getirdiği gibi, adeta yaşadığı beton gerçeğinin bir parçası kılınmıştı insan... 

Şehir tasarımında büyükşehir misyonunu yerine getirmiyor mu?

Bugün kentsel dönüşüm hikâyesi konusunda bütüncül bir tasarım inşasına ihtiyaç vardır. Büyükşehir belediyesinden, mimarlar odasına, şehir planlama uzmanlarından psikoloji uzmanlarına, kent sosyologlarına uzanan interdisipliner bir alanda, kapsayıcı, insanların ihtiyaçlarını karşılayan sosyal ve kültürel altyapı kadar,  doğa ile uyumlu, çocuk dostu, yaşlı ve engelli dostu şehirler tasarımı yapmak çok mu zordur? Ne yani işin içine rant girince,  tüm bu şehir tasarım gerçeğine gözlerimizi kapatmak zorunda mı kalacağız? 

Beydağı’nın eteklerine o sütre gibi dikilen TOKİ konutları ola ki bir gün yıkılabilir, dağlar yeniden özgürlüğüne kavuşturulabilirse eğer, sadece içinde yaşayanlar değil, inancım odur ki mezarlarında yatmakta olan tüm insanlarımızın ruhu şad olacaktır. 

Şehir tasarımı konusunda Büyükşehir Belediyesi sadece günü kurtaran, popülist politikalarla vakit kaybetmek yerine, uzun vadeli, bütüncül, her açıdan takdire şayan bir mimari ile şehir tasarımı konusunda belirleyici bir güç olmalı değil mi? Saygın Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Selahattin Gürkan’dan fikir adamı Cemil Meriç gibi pozlar verip piar yapmak yerine, şehrin kaderi konusunda inisiyatifi almasını, tarihe mal olacak bir şehir tasarımı için öncü olmasını talep etmek umarım bir tür haksızlık olmaz. 

Şehir mimarisi ve tasarımı bu nedenle TOKİ’ye, siyasilere, bir avuç rant taraftarına bırakılmayacak kadar önemli bir iştir.  Aksi takdirde şehir mimarisi de, şehir tasarımı da amatör bir zihniyetin yapbozları arasında, telafisi mümkün olmayan bir yola sokulacaktır. Büyükşehir Belediyesi bu yükümlülükten kaçamayacağı gibi, şehir mimarlar odası da diğer meslek ve sanat kuruluşları da bu sorumluluktan vareste tutulamaz. Eninde sonunda elbirliği ile ortaya çıkan betonlaşma realitesi ile ruhlarımıza vurulan kelepçe tüm kenti çepeçevre kuşatacaktır çünkü. 

Battalgazi Belediyesi’nin seçimler öncesinde, dönüşüm konusunda verdiği sözlerin merkezinde Şehit Fevzi Mahallesi gelmekteydi.  İnsanlar büyük bir beklenti içerisinde iken yaşanan depremler, dönüşümün bir oldubittiye getirilmesi, insanların hak kayıpları ile karşı karşıya kalması gibi bir sorun alanı ortaya çıkardı. Deprem riski gerekçesiyle alelacele hazırlanan raporlarla dönüşüme maruz bırakılan Şehit Fevzi mahallesi tehlikeli alan oluyor da hemen yanı başında bulunan Melekbaba, Taştepe, Sarıcıoğlu, Hidayet gibi mahalleler risk altında değil mi yani? Şehir merkezine yakınlığı 5 dakikalık bir mesafede bulunan bu paha biçilmez bölgenin deprem gerekçesiyle, hak sahiplerini mağdur etmekle sonuçlanacak bir uygulama tehditi karşısında olması, bugün için sadece bu bölge sakinlerinin sineye çekmeleri gereken bir sorun olabilir mi?  Doğru dürüst bir tepki verilmediği takdirde, amatörce, devam etmekte olan sorunlar demeti, zaman içinde tüm şehrin kaderi olmak gibi önemli bir kriz sarmalındadır bugün. Krizin temelinde, sorun çözme yönteminde yaşanan zaaflar kadar, kurumsallık alanında görülen devasa köylülükler, profesyonellik gibi olması gereken planlama, eşgüdüm gibi organizasyonlar bir tür, köy bakkalı işletmeciliğine havale edilmiş görünmektedir. 

 

Değer tespit komisyonu ne kadar tarafsız?
 

Mülklerin ve arazilerin bedel miktarlarının tespitinde izlenecek yöntem aslında mağduriyetin açık bir ilanı gibi… Zira, mülk değerlerinin tespiti TOKİ’nin taşeron firmasının ağırlıkta olduğu bir komisyon tarafından belirlenecek. Bu bile tek başına büyük bir handikap olarak ortaya çıkmaktadır. Mutlak surette bir bağımsız hakem komisyonuna ihtiyaç vardır. En azından hak kayıplarının önüne geçmek için böylesine bir komisyon bölge sakinleri tarafından makul karşılanacaktır.  Siyasiler vaatlerde bulunacaklarına, bu türden komisyonların tarafsız teşkili konusunda öne çıkmakta neden istekli değildir ki! İnsanlar somut, kabul edilebilir gerçeklerle muhatap olmak, öngörülebilir bir gelecek talebinde bulunmaktadır. Siyasilerin ve yerel yönetimlerin görevi, bu beklentiyi akamete uğratacak söylemlerle bunun önünü kesmek değil, tersine somut, gerçekçi verilerin ihdası konusunda öne çıkmaları olmalıdır. Siyaset kurumunun ve imajının yerle bir olmasında, havada uçuşan ancak hiçbir tutarlılığı olmayan bu vaatler, iddialı sözler değil midir? Asırları aşan bir söz söylediğinin farkında mıydı acaba, Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandhi… Şöyle diyordu, medeniyetimizin temelinde yatan an büyük hastalık, söz, inanç ve uygulama birlikteliğinin olmamasıdır. Bu neden burada test edilen şey sadece şehir kentsel dönüşümü konusundaki başarı değildir, yerel yönetimlerden, siyasilere, mimarlar odasından, meslek kuruluşlarına kadar uzanan bir yelpazede, şehir önemli bir test geçirmektedir. 

İkinci husus ise mülk değer tespitlerini sadece dış görünüm itibariyle değerlendirmeye alınıyor olması iddiası da hak kaybı konusunda önemli bir açmazdır. Bu açmazın da giderilmesi, sağlıklı bir iletişim kanalı ile mümkün olabilirdi. Ancak belediye her alanda olduğu gibi bir iletişim planlaması yapmak gibi profesyonel bir kurum imajı çizmekten uzak görünmektedir.

Tüm bu verilerden de anlaşılacağı üzere, Şehit Fevzi mahallesi kentsel dönüşüm hikayesi adeta bir yılan hikayesine dönüşmüş görünmektedir.  Sağlıklı, planlı, programlı, eşgüdüm dâhilinde, kurumsal bir çalışma hala hâlihazırda ortaya konmuş değildir. İnsanların hak kaybı ile sonuçlanacak mağduriyetleri karşısında gerek Battalgazi Belediyesi gerekse şehir vekilleri, vaatler dışında, somut, gerçekçi, kabul edilebilir bir yol haritası ortaya koyabilmiş değillerdir. Hal böyle iken, sadece kuru söylemler etrafında dolaşıma sokulan vaatlerle yapısal bir kentsel dönüşüm hikayesinin hem şehir hem de içinde yaşayanlar için bir başarı hikayesine dönüşme ihtimali sadece bir hayal beklentisine mi dönüşüyor dersiniz? 

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Şehir bileşenlerini, siyasilerle, yerel yönetimlerin ağız birliği ettiği kentsel dönüşüm konusunda, milletin ve şehrin kaderi konusunda taraf olmaya, bu konuda ortak hareket etmeye davet ediyorum. Şehir tasarımı artık anlaşılmıştır ki, bir avuç insanın isteklerine ve beklentilerine teslim edilmeyecek kadar hayati bir iştir çünkü…

Konuk yazar: Selim Buğra

Kayısı Haber

Kayısı Haber

HABERİ PAYLAŞ:

Yorumlar / 29

  • Ercan Cinyol | 01 Ekim 2020 01:28

    Şehit Fevzi Mahallesi Kaşgarlı Sokak 35 numarada ikamet ediyorum Telefon numaram 05364367552 Bu ülkede ne zaman ki En Zayıf İnsan En Güçlüden Hakkını çok Rahat bir şekilde alırsa işte o zaman Adalet mekanizması çalışıyor demektir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçtiğimiz günden beri muhalifler Yargı Hükümete bağlandı diyip durdular. Şimdi Şehit Fevzi Mahallesi için açacağım davanın sonucu bu sözün doğru olup olmadığını gösterecek. Adınızın hakkını verin Adalet ve Kalkınma Partisi; Kalkındınız ama Adaletli olamadınız. Selim bey yorum için teşekkür ediyorum Saygılar sunarım

  • Ayşe F. | 30 Eylül 2020 21:26

    Babam 70 yaşında, kendini bildi bileli Şehit Fevzide oturuyor, evinin yıkılışını gözyaşlarıyla izledi. Biz Osman başkana güvendik arkamızda duracak dedik ama öyle olmadı. Tebligat yolladılar evden çıkın dediler biz nereye gidelim ne yapalım elde yok avuçta yok ne yapalım siz söyleyin. İlla eylem mi yapalım illa sosyal medyada mı adalet arayalım? Neden bize bunu reva gördüler biz kime ne yaptık?

  • ALİ Gültekin | 30 Eylül 2020 21:14

    Çok haklı bir yazı. Yazarı yürekten kutluyorum. Şehit Fevzi ve Taştepe insanı yıllarca küçümsendi, hor görüldü. Şu süreçte kimse durmadı arkalarında. İnsanlar mağdur edilecek besbelli, ellerinde olan evleri gidecek ki kim bilir ne zorluklarla o evleri yaptılar. Seçim zamanı oranın insanına bin bir vaat verilir, seçim sonrası unutulur. Biz Malatya halkı olarak bu haksızlığı dile getiren yazarımızın arkasındayız. Buraya kötü yorum yapanların kesinlikle ` Şehit Fevzili bile değildir. Sayın Osman Güder lütfen mağdur etmeyin şu garipleri, ellerinde evleri var onu da almayın.

  • Fatma | 30 Eylül 2020 20:21

    İlk önce merhaba yorumunuz çok güzel olmuş emeğinize elinize sağlık 15 gün içerisinde bizim evden çıkartıyorlar 15 gün oldu hala gelmediler evin değerini tespit etmediler bu nasıl bir şey ya bu nasıl içine bakmıyorlar dışına bakıyorlar bende bir şehitfevzi mahallesi sakinleri olarak adaletimi istiyorum emeğinize kaleminiz sağlık

  • Elif kılıç | 30 Eylül 2020 20:11

    Çok sağolan mahallenin yanında yer aldığınız için.emeğinize ve yüreğinize sağlık.

  • Emine | 30 Eylül 2020 19:44

    İlk önce merhaba yorumunuz çok güzel olmuş emeğinize elinize sağlık 15 gün içerisinde bizim evden çıkartıyorlar 15 gün oldu hala gelmediler evin değerini tespit etmediler bu nasıl bir şey ya bu nasıl içine bakmıyorlar dışına bakıyorlar ben de bir Sehitfevz imahallesi sakinlerinden olarak adalet istiyoruz hislerimizin tercümanı ellerinize ve kaleminize sağlık

  • Deniz Aksoy | 30 Eylül 2020 19:39

    Gerçekten teşekkür ediyorum yazar tam yaşadıklarımızı dile getirmiş... İnşallah Recep tayyip Erdoğan sesimizi ve yaşadıklarımız duyar bize yardım elini uzatır.Biliyoruz ki Reismiz her insana değer veriyor yaradandan dolayı.bu yüzden çok seviyoruz Reisimizi.Belediyemiz yetersiz kaldı bu konuda bizleri çok yıprattılar daha kesin bir bilgi vermekten acizler.Reisimizden dolayı oyumuzu veriyoruz kendilerini bulunmaz hint kumaşı sanıyorlar.

  • Melike | 30 Eylül 2020 19:39

    Selim bey öncelikle çok tşk ederim böyle güzel paylaşımınız için bizi vede mahalleye desteğiniz için daha büyük yerlerde paylaşım yapsanız bizim sesimiz olsanız size sonsuz tşk ederiz saygılar Selim bey......

  • Fatih | 30 Eylül 2020 19:37

    Sen kendine akıl ver erkeksen adresini yazıp gönder yanına gelelim sana şehit fevziyi daha güzel gosterecem böyle klavye erkeği olma açık adresini dört gözle bekliyorum

  • Ali | 30 Eylül 2020 19:33

    Yazarım seni her daim takip edecem bundan sonra şehit Fevzi mahallesi olarakta sana tşk ederim böyle güzel kaleme aldığınız için

  • Hasan | 30 Eylül 2020 19:33

    Klavye erkeği gerçek kimliğini açık et göreyim seni ben yazıklar olsun sana sen şehit fevzili değilsin eğer şehit Fevzili olsaydım yazarım ne kadar doğru yazdığını biliyorsun ama işine gelmiyor sen bir şerefsizin bunuda bilesin

  • Betul | 30 Eylül 2020 19:31

    Klavye erkeği gerçek kimliğini açık et göreyim seni ben yazıklar olsun sana sen şehit fevzili değilsin eğer şehit Fevzili olsaydım yazarım ne kadar doğru yazdığını biliyorsun ama işine gelmiyor sen bir şerefsizin bunuda bilesin

  • Hasan | 30 Eylül 2020 19:28

    Sehitfevzili aslında klavye erkeği sensin sen galyana milleti getirme yazarım sana da sonsuz tşk ederim bir mahalleli olarak seni yakından tanımak isterim saygılar dilerim yazarima ....

  • Mehmet Yeşilova | 30 Eylül 2020 18:47

    Yüreklice konuştuğunuz için sizi gönülden tebrik ediyorum ve verdiğiniz destekten ötürü teşekkür ediyorum..

  • Medine ayhan | 30 Eylül 2020 18:31

    Yaşayan biri olarak duygularımızı ve yaşadıklarımızı yazmışlar.bizleri değersiz gördüklerinden belediyemiz bize bilgi vermiyor sadece evde cıkın diyor.biz koyu Recep tayyip Erdoğancıyız devletimize sözümüz yok sadece belediyemiz bu konuda sınıfta kaldı.

  • Murat Toğaçar | 30 Eylül 2020 18:17

    Selim bey ellerinize sağlık çok güzel olmuş sağolun varolun teşekkürler

  • Ayşe | 30 Eylül 2020 18:09

    Yorumunuz çok güzel olmuş ellerine sağlık. Bizi savunduğunuz için çok teşekkür ediyorum Allah razı olsun senden

  • Murat | 30 Eylül 2020 18:09

    Yorumunuz çok güzel olmuş ellerine sağlık. Bizi savunduğunuz için çok teşekkür ediyorum Allah razı olsun senden

  • Suat | 30 Eylül 2020 18:07

    Bu mahalledeki insanlarin ortak dertleri ve dusuncelerini yazi dökmüş Allah razı olsun.nasil oluyorda oy ver kazanmalari icin dua et sonuc seni bu duruma dusurmeleri.rabbim mazlumun yaninda unutulmasin burasi mazlumun fakirin semti.benim hayellerimin yeri umutlarimin yeri acilarimin yeri cekin elinizi acin imara.

  • Sude | 30 Eylül 2020 18:07

    Yorumunuz çok güzel olmuş ellerine sağlık. Bizi savunduğunuz için çok teşekkür ediyorum Allah razı olsun o çirkin yorum yapanida koniyorum burda adam bizi savunuyor sen ne yazıyorsun kimi galyana getirmiş hele soylede bizde bilelim

  • Mustafa | 30 Eylül 2020 18:03

    Yorumunuz çok güzel olmuş ellerine sağlık. Bizi savunduğunuz için çok teşekkür ediyorum Allah razı olsun

  • Müslüm | 30 Eylül 2020 18:02

    İsmini şehitfevzili olarak yazan kişi sen klavye tuşlarına basmadan yazmışsın ama şehit Fevzi mahallesinde oturmadan mahalleli adına konuşma yapmamalısın

  • Mahalleli | 30 Eylül 2020 18:02

    Mahallenin adını kullanarak Mahalle Adına Yorum Yapmışsın Ama Yanlış Bedel Tespiti Yok Nasıl Çıkın Deniyor Mal Benim Malım Sen seçenek Sunmadan çık değmesin Zaten Kimsede Cikmaz Ayrıca Yazarı Tebrik Ediyorum

  • Gerçek şehit fevzili | 30 Eylül 2020 17:55

    Şehit fevzili ismini ve telefonunu yazarmisin

  • Asıl şehir fevzili | 30 Eylül 2020 17:51

    Şehit fevzili ismini telefonunu yazsana

  • Ceyda Ateş | 30 Eylül 2020 17:45

    Yorumunuz çok güzel olmuş ellerine sağlık. Bizi savunduğunuz için çok teşekkür ediyorum Allah razı olsun

  • Aleyna Nur | 30 Eylül 2020 17:39

    Yorumunuz çok güzel olmuş. Bütün şehitfevzililer bunu okumalı . Böyle güzel destek verdiğiniz için çok çok teşekkürler Allah razı olsun

  • Sehitfevzili | 30 Eylül 2020 16:42

    Klavyeden iki tuşa basan yazar oluyor. Siz de yazar diye burada yayınlıyorsunuz. Halkı galeyana getirmekten baska bir sey yok yazida. Devlet her zaman 17 yaşındadır. Halkını mağdur etmez. Boş yere telaş yapmayin yaptirmayin.

  • Güler Akdağ | 30 Eylül 2020 16:34

    Yorumunuz Çok Güzel.Sehit Fevzi mahallesinin Düşüncelerini Anlatmışsınız Bedel Tespiti Oy Direk Çıkın Deniyor

BUNLARI GÖRDÜNÜZ MÜ?